|
KEPÇENİNE’NİN... 7.5 METRELİK MİNARESİ!!!
Selam benim tatlı
evlatlarım, selam sizlere…
Yine bir ay
aradan sonra sizlerle beraberim. Ben yazıyorum ama dinleyen
mi var?
Memleketimizde
son sene acaip olaylara şahit oluyoruz, ancak kimsenin kılı
kıpırdamıyor…
Milli Eğitim
Bakanı Evripidis Stilyanidis’in camilerimizin minare
boylarını yalnız 7,5 metre olarak belirlemesi, cami
minarelerine yeni mimari özellik kazandırdı!!!
Birinci sayfadaki
cami ve minare krokisinde görüldüğü gibi, Bundan böyle
EVRİPİDİOS MİMARİ ÖZELLİKLERİNE HAİZ minareler inşa edilecek
Batı Trakya’mızda. İşte YENİ DEMOKRASİ partisinin ÇAĞDAŞ
AVRUPAİ YENİ AZINLIK POLİTİKASI buymuş!!!
Eski mebusumuz
İlhan Ahmet’in öve öve bitiremediği politika...
Bakalım bu gözler
daha neler görecek, bu kulaklar daha neler işitecek...
Milli Eğitim ve
Din İşleri bakanı Evripidis’in cami minarelerimize 7,5
metreden daha yüksek minare yapımına müsaade etmemesi
olayını ve ne tür cami ve minare arzu ettiğini (birinci
sayfadaki krokide görülüyor) Atina’daki tüm İslam
ülkelerinin büyükelçilerine bildireceğiz.
Biraz da onlar
gülsünler bizim Rodop milletvekili ve bakan Evripidis
Stilyanidis ile.
Gülsünler çünkü,
700 yıllık Balkanların İslam tarihinde minarelerimizle bu
şekilde dalga geçen, dini hürriyetlerimizi ayaklar altına
alan, hoşgörüden ve farklı olanlara saygıdan mahrum olan
Evripidis Stilyanidis’in marifetlerini görsünler.
Gördükten sonra
da sorsunlar: Ya hu, şu ND partisinde azınlıktan kimseler
yok mu? Onların sesi neden çıkmıyor? Bu olayı neden protesto
etmiyor?
Büyükelçilere
ND’deki azınlık mensupları adına biz cevap verelim:
Saygıdeğer büyükelçiler, radyolarda, gazetelerde ND hükümeti
adına laf ebeliği yapıp çalım satmak ÇOK AMA ÇOK HOŞ OLUYOR.
Hükümet üyeleriyle aramız açılmıyor. Seçimlerde adaylığımız
yine GARANTİ. Minare meselesiyle, Haymatloslar meselesiyle,
gazete ve radyoların yeni kanunlarıyla, çift dilli ana
okullarıyla, azınlık ortaokul ve liseleriyle ilgili konuşmak
ve hükümetin icraatları aleyhinde laf üretmek çok tehlikeli
olduğundan...duymayan-görmeyen-konuşmayan üç maymunları
oynayarak ıslık çalmak daha karlı ve tehlikesizdir. Diplomat
olduğunuza göre... ne dediğimizi anlıyorsunuz. Good
morning!!!
OLMADI
HASAN EVLADIM, OLMADI
Sirkeli belediye
başkanı Hasan Kaşif’in Hronos gazetisindeki ropörtajını
okuduğumuzda, OLMADI HASAN EVLADIM OLMADI demekten kendimizi
alamadık. Bu sözler sanki eski mebusumuzun ağzından
çıkıyormuş intibaını verdi bize.
Hasan Kaşif
evladıma açıkça şunu söylüyorum: Bölgene YALNIZ DEVLET
ORTAOKULUNUN kurulması için çabalıyorsan, en başta kendine
ardından bölge insanına ve sonra tüm azınlığa yazık
ediyorsun. Hem de çok fazla yazık ediyorsun. Suçladığın
mebus ve karşı çıkan diğerleri devlet okulu kurulmasına
karşı değiliz. Lozan antlaşmasının azınlığımıza tanıdığı
HAKTAN FERAĞAT ETMENİZE KARŞI ÇIKIYORUZ. Devlet okulunun
yanına, üstüne, altına bir de AZINLIK ORTAOKULUNUN KURULMASI
İÇİN GÖRÜŞTÜĞÜN BAKAN STİLYANİDİS’TEN İZİN KOPARTMAN
GEREKİYOR. BU İZNİ VERMEZ VE SEN DEVLET OKULUNUN YAPIMI İÇİN
ÖNCÜ OLURSAN, bölgendeki azınlık çocuklarının çok daha kolay
ASİMİLE olmalarına YARDIMCI OLMUŞ olacaksın.
Böyle bir töhmeti
kabul ediyorsan, benim söyleyecek ne lafım ne sözüm olur.
Bu devlet
Makedonya bölgesinde yaşayan yüzbinlerce Makedon’u ana
okulları, ilkokulları ve ortaokullarıyla asimile etti.
İnanmazsan gel seni Florina’ya, Edesa’ya götüreyim. Kendi
gözlerinle olan bitenleri gör.
Bir de Hasan
evladım, ana okulları için söylediğin lafın ne anlama
geldiğinin farkında mısın?
-Εγώ
έχω
ζητήσει
από
τον
υπουργό
Παιδείας
να
κάνουμε
νηπιαγωγεία
δίγλωσσα
αλλά
με
διερμηνέα.
Το συζήτησα με τους δημότες μου, θα υπάρχουν δύο δασκάλες,
μία χριστιανή και μία μουσουλμάνα που θα είναι ως
διερμηνέας. Δεν έχω να κρύψω τίποτα. Έχουμε εμπιστοσύνη στην
πατρίδα μας, δεν έχουμε να φοβηθούμε τίποτα».
Bu
cümlede
diğlossa diyorsun, ama sonra musulmana daskalanın DİERMİNEAS
olacağını belirtiyorsun. Sana bunları söylemeni kim tembih
etti Allah aşkına? Böyle okullara Diğlossa denilmiyor Hasan
evladım. Bunlara Ellinoğlossa nipyagogia denir. Senin ve
vatandaşın tepkisini hafifletmek için diermineas PALAVRASINI
sıkıyorlar. Musulmana daskala olacaksa zaten tercüme
etmesine gerek yok. Ancak mesele Musulmanayı öğretmen olarak
DEĞİL, tercüman olarak yerleştirecekler ve birkaç sene sonra
işine son verip yalnız Hristiyan daskalalar kalacak.
Böyle oyunlara
nasıl geldin Hasan evladım, anlamakta zorluk çekiyorum.
Korkunç bir komplo ve tezgahın içinde bulunuyorsun. Benim
bildiğim ve tanıdığım Hasan evladımın, bu büyük komloya EVET
diyeceğine inanmak istemiyorum. Çünkü Hasan evladımın ne
paraya ne pula, ne şana ne şöhrete ihtiyacı var. Çok yazık
oluyor çok yazık.
«Θα
γίνει
το
δημόσιο
γυμνάσιο
στην
Φιλύρα,
ήδη
καθυστερήσαμε»
λέει
ο
δήμαρχος
Χασάν
Κιασήφ
Χρόνος/05.07.2008
ΚΛΙΜΑΚΙΟ ΤΟΥ ΟΣΚ ΕΡΧΕΤΑΙ ΓΙΑ ΤΟ ΘΕΜΑ ΤΗΝ ΤΕΤΑΡΤΗ
«Θα
γίνει το δημόσιο γυμνάσιο στην Φιλύρα, ήδη καθυστερήσαμε»
λέει ο δήμαρχος Χασάν Κιασήφ
Πρέπει να γνωρίζουμε την γλώσσα της χώρας μας, τα ελληνικά,
εδώ γεννηθήκαμε, μεγαλώσαμε και ζούμε θα πει ο δήμαρχος,
έχοντας στο πλευρό του όλη την κοινωνία του Δήμου
Από τις
υγιείς φωνές στον χώρο της μειονότητας είναι ο δήμαρχος
Φιλύρας Χασάν Κιασήφ που βλέποντας το συμφέρον των νέων
ανθρώπων στην περιοχή του που διεκδικεί το δημόσιο γυμνάσιο
στην Φιλύρα και απέσπασε την διαβεβαίωση του υπουργού
Παιδείας Ευριπίδη Στυλιανίδη ότι αυτό θα γίνει.
Για το θέμα παρά τις αντιδράσεις που εκδηλώνονται σποραδικά
από άλλους μειονοτικούς κύκλους μίλησε στο «Χρόνο»
διευκρινίζοντας την θέση του και το έλλειμμα που έχει μέχρι
σήμερα η κοινωνία με την μη γνώση ελληνικών, κάτι που δεν
πρέπει σε καμιά περίπτωση να στιγματίσει τα παιδιά της
μειονότητας.
Εμείς θέλαμε να ακούσουμε την άποψή σας όσον αφορά την
δημιουργία ενός δημόσιου γυμνασίου στην Φιλύρα, είναι μία
πρόταση που κάνατε εσείς, δεν ξέρω το θέμα πού βρίσκεται
αυτή την στιγμή.
-Ήρθε εδώ τις προάλλες ο υπουργός Παιδείας, μιλήσαμε μαζί
και πήραμε απόφαση ότι θα γίνει ένα γυμνάσιο στον δήμο
Φιλύρας, μάλλον ήρθε η ώρα νομίζω γιατί ήδη καθυστερήσαμε.
Δεν υπάρχει άνθρωπος στην πατρίδα του που να μην ξέρει την
γλώσσα της. Μας έχουμε καθυστερήσει πάρα πολύ, λυπάμαι και
σήμερα πήραν τηλέφωνο από την Αθήνα ο ΟΣΚ ότι θα έρθουν την
Τετάρτη για να αγοραστεί το οικόπεδο και να αρχίσει να
κτίζεται το γυμνάσιο.
Ο κόσμος σήμερα, τα παιδιά τα δικά μας έχουν να
συναγωνιστούν πλέον τα παιδιά της Ευρώπης, όλου του κόσμου.
Δεν μπορούμε να είμαστε σε αυτά τα κλισέ τα παλιά που λέμε,
εντάξει βολευόμαστε να μάθουμε και πέντε γράμματα. Δεν
γίνεται πλέον.
-Πέρασαν τα παλιά μυαλά. Εμείς θέλουμε τα παιδιά μας να
μάθουν ελληνικά γιατί είμαστε Έλληνες πολίτες και ζούμε στην
πατρίδα μας. Δεν είμαστε ξένοι εμείς. Εμείς ζούμε και
μεγαλώσαμε εδώ. Είναι απαράδεκτο για μένα να ζεις στην χώρα
σου και να μην γνωρίζεις την γλώσσα.
Όπως μας λέτε τώρα δήμαρχε, την προσεχή Τετάρτη έρχονται από
τον ΟΣΚ οπότε θα έχουμε και νεότερα.
-Ήδη άργησε, το οικόπεδο θα αγοραστεί και θα αρχίσει να
υλοποιείται.
Υπήρχαν αντιδράσεις από τους κατοίκους στο σχέδιο αυτό;
-Άμα είχα αντιδράσεις εγώ δεν θα τολμούσα να κάνω αυτό το
πράγμα.
Σας το λέω αυτό γιατί ορισμένοι βουλευτές κάνουν λόγο…
-Άσε τους βουλευτές. Αυτοί έμειναν πίσω από τον κόσμο. Δεν
υπάρχει πρόβλημα. Ο κόσμος θέλει να μάθουν τα παιδιά του
ελληνικά γιατί ήδη έχουν καταλάβει ότι πρέπει να ξέρουμε την
γλώσσα μας στην πατρίδα που ζούμε γιατί διαφορετικά είμαστε
χαμένοι. Αυτό το έχουμε καταλάβει και κακώς μας καθυστέρησαν
μέχρι τώρα.
Φυσικά δήμαρχε η παιδεία είναι το πρώτο και δεύτερο να
μπορέσουν να κρατηθούν τα καπνά εκεί, ο κόσμος να έχει
δουλειές…
-Δεν έχουμε να χωρίσουμε τίποτα με τους συμπατριώτες μας,
αγαπιόμαστε και όλοι πρέπει να ζήσουμε μαζί.
Υπάρχουν κάποιοι πολιτευτές που προτρέπουν τον κόσμο της
μειονότητας να μην πηγαίνουν σε δημόσια νηπιαγωγεία και λέει
και το κόστος αυτό που χρειάζεται το 57 ευρώ αν είναι θα το
πληρώσουμε εμείς;
-Εγώ έχω ζητήσει από τον υπουργό Παιδείας να κάνουμε
νηπιαγωγεία δίγλωσσα αλλά με διερμηνέα. Το συζήτησα με τους
δημότες μου, θα υπάρχουν δύο δασκάλες, μία χριστιανή και μία
μουσουλμάνα που θα είναι ως διερμηνέας. Δεν έχω να κρύψω
τίποτα. Έχουμε εμπιστοσύνη στην πατρίδα μας, δεν έχουμε να
φοβηθούμε τίποτα».
Δήμος
Μπακιρτζάκης
Michel Hunault Batı Trakya’yı
ziyaret etti
16-19 Haziran 2008 tarihleri arasında Avrupa Konseyi
Parlamenterler Meclisi (AKPM) üyesi ve İnsan Hakları ve
Hukuk İşleri Komisyonu raportorü Fransız parlamenter Michel
Hunault, “Türkiye’deki Gayrimüslimler ile Trakya’daki
Müslüman Azınlığın İnsan Haklarına Saygı“ başlıklı raporun
hazırlanması konusunda Yunanistan’da Dedeağaç, Gümülcine ve
Atina’ya çalışma ziyaretinde bulundu. Hunault, Azınlık ve
Hükümet temsilcileri ile görüştü
AKPM raportorü Hunault, Yunanistan Meclis Başkanı Dimitris
Siufas’ın yanısıra Meclis Başkan Yardımcısı Elsa
Papadimitriu, İçişleri Bakanı Prokopis Pavlopulos ve AKPM
Yunanistan temsilcisi Aristotelis Pavlidis ile biraraya
geldi. Meclis Başkanı Siufas, “Yunanistan’ın devlet ve
yasalar önünde eşitlik ilkesi kurallarını Trakya’daki
Müslüman azınlığa eksiksiz olarak uyguladığına ve Lozan
Antlaşması’na tam olarak saygı duyduğu“ yönünde görüş
belirtti. Azınlık mensubu 290 kişinin Yunan belediyelerinde
görev alması ve Meclis’te Azınlık’a mensup iki
milletvekilinin yer almasını Batı Trakya Türk Azınlığı’nın
hak ve hürriyetlerinin korunduğuna dair kanıt olarak
gösteren Meclis Başkanı’na karşılık olarak Hunault, raporun
gizliliği kapsamında sessizliğini korudu.
Atina’daki temaslarının ardından Hunault, Batı Trakya’ya
gelerek Azınlık temsilcileri ile görüştü. Hunault, rapor ile
ilgili sorulara cevap vermedi, ancak Avrupa Konseyi’ne
güvenin tam olması gerektiği yönünde görüşlerini ifade etti.
2006 yılında Avrupa Konseyi’nin Yunanistan ve Türkiye
delegasyonlarının ülkelerinde yaşayan Türk ve Rum
azınlıklarıyla ilgili Avrupa Konseyi Parlamenterler
Meclisi’ne sundukları soru önergelerinin ardından, AKPM
İnsan Hakları ve Hukuk İşleri Komisyonu soru önergeleri
çerçevesinde her iki ülkede yaşayan Rum ve Türk azınlıklar
konusunda bir rapor hazırlaması için Fransız Parlamenter
Michel Hunault’u görevlendirmişti.
Türkiye’nin Atina Sefiri Batı Trakya’da
25-27 Haziran
2008 tarihlerinde Türkiye’nin Atina Büyükelçisi Oğuz
Çelikkol Batı Trakya’yı ziyaret etti. Üç günlük ziyaret
kapsamında Büyükelçi Çelikkol, Batı Trakya Türk Azınlığı ile
biraraya geldi. 25 Haziran Çarşamba günü Büyükelçi Çelikkol,
Doğu Makedonya-Trakya Bölge Genel Sekreteri Dimitris
Stamatis ve Rodop-Meriç Genişletilmiş İller Yönetimi
Başkanı’nı ziyaret ettikten sonra Gümülcine
Başkonsolosluğu’nda Türk Azınlık’ın önde gelenleriyle
biraraya geldi. Devamında Gümülcine Belediye Başkanı
Dimitris Koçakis’i, Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler
Derneğini, Rodop ili PASOK partisi Milletvekili Ahmet
Hacıosman’ı ve Gümülcine Seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif’i
ziyaret ederek Türk Azınlığın yaşadığı sorunlar konusunda
bilgi aldıktan sonra Çelikkol, Gümülcine Türk Gençler
Birliği’nde seramik sergisinin açılışını yaptı. Büyükelçi,
ardından Susurköy Belediye Başkanı İsmet Kadı’yı ziyaret
ederek belediye hakkında bilgi edindi. Batı Trakya Azınlığı
Danışma Kurulu tarafından Eşekçili Köyü’nde onuruna verilen
yemeğe katılan Büyükelçi Çelikkol, Avrupa Futbol Şampiyonası
Türkiye-Almanya yarı final maçını Danışma Kurulu üyeleri ile
birlikte izledi.

26 Haziran
Perşembe günü Yassıköy ve Gökçeler Belediye Başkanlarını
ziyaret eden Çelikkol, Kavala-Drama-İskeçe Genişletilmiş
İller Yönetimi Başkanı ile görüştü. İskeçe Valisi ve
Belediye Başkanı’nı ziyaret eden Çelikkol, Azınlık
Lisesi’ni, İTB ve seçilmiş müftü Ahmet Mete’yi ziyaret
ettikten sonra Mustafçova ve İnhanlı Belediye Başkanları ile
biraraya geldi. Akşam ise Çelikkol, Batı Trakya Azınlığı
Yüksek Tahsilliler Derneği’nin onuruna Gümülcine’deki Chris
and Eve Oteli’nde verilen kokteyle katılarak Azınlık
mensupları ile biraraya geldi. Yüksek Tahsilliler Derneği
Başkanı Ahmet Kara ve Yönetim Kurulu üyelerinin ev sahibi
olduğu kokteyle Azınlık’ın ileri gelenleri ile birçok
Azınlık mensubu katıldı.
27 Haziran Cuma
günü Rodop ve Meriç’i ziyaret eden Büyükelçi, Sirkelli ve
Kozlukebir Belediye Başkanları ile görüşerek Seyyid Ali
Sultan Tekkesi’ni ziyaret etti. Ardından Evros Valisi ile
biraraya gelen Çelikkol, Dedeağaç Belediye Başkanı ile
görüştükten sonra Atina’ya döndü.
TURNUVANIN GALİBİ KETENLİK
İskeçe’nin
Seçilmiş Müftüsü tarafından düzenlenen Kur’an Kursu Futbol
Turnuvası’nın 3.sü bu yıl Ketenlik Kur’an Kursu futbol
takımının şampiyonluğu ile sona erdi.
01 Haziran – 5
Temmuz 2008 tarihleri arasında ve 30 Kur’an Kursu Futbol
Takımının katılımıyla yapılan turnuvanın final
karşılaşması 5 Temmuz Cumartesi 2008 tarihinde, saat
19:00’da Şahin Köyü Futbol sahasında yapıldı.
Final maçı,
Şahin Kur’an Kursu ile Ketenlik Kur’an Kursu arasında
yapıldı. Çekişmeli ve büyük bir bölümü yağmur altında geçen
karşılaşmanın galibi Ketenlik Kur’an Kursu oldu.
Böylece
birincilik kupasını sahibi ve turnuvanın şampiyonu Ketenlik
Kur’an Kursu oldu.
Yoğun bir
izleyici kitlesinin takip ettiği final karşılaşması sonunda
bir konuşma yapan İskeçe Müftüsü Ahmet Mete, böyle yağmurlu
ve çamurlu bir havaya rağmen bu kadar futbol severin final
maçına ilgi gösterdiği için teşekkür etti.
Turnuvanın
şampiyonu Ketenlik Kur’an Kursu’nun oldu. Şmpiyon Ketenlik
Kur’an Kursu kupayı ve madalyaları T.C. Gümülcine
Başkonsolosu Ahmet Rıza Demirer ve İskeçe Müftüsü Ahmet
Mete’nin ellerinden aldı.
İskeçe Müftüsü
Ahmet Mete, kupa töreni sonunda müftülüğün bütün
etkinliklerine destek veren ve her zaman yanlarında olan
T.C. Gümülcine Başkonsolosu Ahmet Rıza Demirer’e bir
teşekkür plaketi takdim etti.
Semâdirek’te 16. Gazeteciler konferansı
Her yıl yapılan
geleneksel Semadirek Gazeteciler Konferansı’nın on altıncısı
bu yıl 19-22 Haziran tarihinde Semadirek adasında
gerçekleşti. Dünyayı kasıp kavuran ekonomik kriz,
gazetecilerin geleneksel konferansını da etkiledi. Yeterli
sponsorun bulunamaması nedeniyle, olup olmayacağı son ana
kadar belli olmayan konferans, bir önceki senelere nazaran
daha az katılım ile gerçekleşti. Yunanistan’ın ünlü ve yerel
basınında çalışan gazetecilerin yanı sıra Türkiye ve
Bulgaristan’dan da konuk gazeteciler konuşmacı ve dinleyici
olarak katıldı. Konferansta;
1.
Dijital çağda geleneksel gazeteciliğin yaşadığı
sorunlar
2.
Çalışan gazetecinin sigorta ve iş veren sorunları
3.
Blogspotların gazeteciliğe ve topluma etkisi
4.
Dijital gazetecilikte demokrasi, konuları tartışıldı.
Hararetli
tartışmaların yaşandığı konferansta, “dördüncü kuvvet”
basının, yaşanan ekonomik krizin ve dijital ortamın
yaygınlaşması nedeniyle zorlukların arttığı ve gazetecilik
mesleğin git gide daha da zorlaştığı dile getirildi. Bu
zorluklar meslekte kaliteyi arttıracağını, eğitimini almış,
haber üreten gazeteciyi ayıklayacağını ve sadece işi
gazetecilik olan kişilerin tutunabileceği bir döneme
girildiği gerçeği ortaya çıkmış oldu.
Belirtilen
görüşler doğrultusunda günümüz gazetecilik mesleğinde
herhangi bir basın yayın okulu mezunu olma zorunluluğu
aranmadığı gerçeği, toplumun sağlıksız ve çarpık bir
bilgilendirme ile karşı karşıya kaldığı şeklindeydi. Bunun
önüne geçmek içinse okuyucu, dinleyici, seyirci gazetecisini
iyi tanıması gerektiğini ve ona göre davranması ve
bilgilenmesi gerektiği dile getirildi. (L.M.)
YUNAN
DEVLETİ İTİRAZ ETTİ
İskeçe Türk
Birliği davasında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 27
Mart’ta oybirliğiyle almış olduğu Yunanistan aleyhindeki
kararına, Yunan devleti 27 Haziran tarihinde itiraz etti.
Bir rezillik
yetmedi.
İkincisini
de yaşayacak. Rezillik üzerine rezillik.
Bu itiraz da
herhalde Yeni Demokrasi hükümetinin ÇAĞDAŞ AVRUPAİ YENİ
AZINLIK POLİTİKASI çerçevesinde yapılmıştır...
Παρέμβαση
Δεν
ήξερε, δεν ρώταγε;
Του ΝΙΚΟΥ
ΡΟΥΣΣΗ
Τραγικό το
ολίσθημα της υπουργού Εξωτερικών προχθές όπου, στο πλαίσιο
μιας συνέντευξης εφ' όλης της ύλης που παραχώρησε,
διαβεβαίωσε, με πομπώδη τρόπο, ότι η Ελλάδα θα ασκήσει έφεση
κατά της απόφασης του Δικαστηρίου Ανθρωπίνων Δικαιωμάτων του
Στρασβούργου, με την οποία καταδικάσθηκε η Ελλάδα, για την
παρεμπόδιση της λειτουργίας συλλόγων πολιτών στη Θράκη, που
έφεραν το προσωνύμιο «τουρκικός».
Θα όφειλε, όμως, να γνωρίζει η κ. Μπακογιάννη ότι στις
τελεσίδικες αποφάσεις του Δικαστηρίου Ανθρωπίνων Δικαιωμάτων
δεν ασκείται ποτέ «έφεση» (ωσάν να επρόκειτο να εφεσιβάλουμε
την απόφαση επαρχιακού πρωτοδικείου) παρά μόνο αίτηση
επανεξέτασης της υπόθεσης.
Θα όφειλε, ακόμη, να γνωρίζει ότι, στην πενηντάχρονη και
βάλε ιστορία του Δικαστηρίου Ανθρωπίνων Δικαιωμάτων, μόνο το
2% των αιτήσεων επανεξέτασης που έχουν κατά καιρούς
υποβληθεί από κυβερνήσεις, έχουν εξεταστεί και αυτές μόνο ως
προς τη βασιμότητα της αποδοχής της επανεξέτασής τους.
Ξέχωρα που η απόφαση, την οποία με... παρρησία επιθυμεί να
«εφεσιβάλει» η κυρία υπουργός, λήφθηκε ομόφωνα και μάλιστα
με την ψήφο τού ad hoc παρευρισκόμενου Ελληνα δικαστή κ.
Παραρά, που στάλθηκε στο Στρασβούργο γι' αυτόν ακριβώς τον
λόγο.
Η συγκεκριμένη, μάλιστα, καταδικαστική απόφαση για την
Ελλάδα βασίστηκε σε πάγια νομολογία του Δικαστηρίου
Ανθρωπίνων Δικαιωμάτων που, σε καμία περίπτωση δεν πρόκειται
να αλλάξει, όσες «εφέσεις» και αν υποβληθούν.
Η επίκληση, λοιπόν, της υποβολής «έφεσης» σε τελεσίδικη
απόφαση του Δικαστηρίου Ανθρωπίνων Δικαιωμάτων μόνο τον
γέλωτα προκαλεί στους παροικούντες το Στρασβούργο
δικαστικούς κύκλους.
Χώρια που, κατά τα ειωθότα, αν υποβληθεί από την Ελλάδα μία
αίτηση επανεξέτασης της εν λόγω υπόθεσης, τα πιθανότερο
είναι να κριθεί αβάσιμη ως προς την αποδοχή της και να
γίνουμε περισσότερο ρεζίλι ως χώρα και ως γνώστες των
μηχανισμών και της λειτουργίας του θεσμικού οργάνου του
Συμβουλίου της Ευρώπης που, επί μία πεντηκονταετία, αποτελεί
το καταφύγιο για τη δικαίωση τών όπου Ευρώπης κατατρεγμένων.
Εκτός και αν στο μυαλό της Ελληνίδας ΥΠΕΞ είναι να
καταφέρει, για πρώτη φορά στην ιστορία του Δικαστηρίου, να
το... αναγκάσει να στραφεί κατά της πάγιας νομολογίας του.
Θεμιτό είναι -δεν λέμε- να μην ήξερε και ακόμη πιο θεμιτό να
είπε όσα είπε για τον εντυπωσιασμό των Ελλήνων του
εσωτερικού.
Δεν ρώταγε, όμως...
Ελευθεροτυπία/21/6/2008
Gümülcine’de
yayın yapan radyoların elemanları geçen hafta, Bulatköyde
Mustafa’nın lokantasında Başkonsolos Ahmet Rıza Demirer ile
bir akşam yemeğinde bir araya geldiler.

"Yaşamak; hızlı
bir ölme biçimidir!" diyor bir şiirinde Yılmaz Erdoğan...
Öyle..
Doğmak...
Yaşamak...
Ölmek...
Üç'ü de ayrı acılar taşıyor insanoğlu için; ve ayrı anlam!
Işık Fm radyosunda, tüm programlarımın takipçisi; beni kendi
çocuklarından ayırmayan; son ziyaretimde, hasta yatağında
bile 'güleryüz'ünü ve sevgi dolu bakışlarını eksik etmeyen
Meliha teyzem... artık yok!
Tıpkı Tuncay gibi, Ahmet gibi, Raif
dedem gibi... Bir gün hepimizin göç edeceği yere uğurladık
O'nu da..
Belki de bana asıl koyan: son yolculuğunda yanında olamamam
oldu...
Artık, evlerine gittiğimde, temizlik telâşında bulamayacağım
O'nu. Ve, "Türkân... Mustafa geldi, kahve yap!" diyen
sesi olmayacak.
Radyoda, şarkı armağan edemeyeceğim O'na...
Ölüm...
...hep başka anlamlara sürüklemiştir beni.
Ve bir türlü ne yazacağımı öğrenememişimdir "gidenlerin"
ardından...
Meliha teyze; nûr içinde yat!...
(Mustafa
Çolak)
|