Advert
BATI TRAKYA'da... MÜSLÜMANA...  HARAM..!!!
Abdülhalim Dede

BATI TRAKYA'da... MÜSLÜMANA... HARAM..!!!

Bu içerik 70 kez okundu.

BU ÇEŞMEDEN MÜSLÜMANA SU İÇMEK HARAM..!!!

Vaktiyle Bursa’ da bir Müslüman, eski adı “Yahudilik Yolağzı”, bugünkü adı Arap …Şükrü olan muhitte çeşme yaptırmış ve başına bir kitabe eklemiş:

 

“Her kula helâl,  Müslüman’a haram!..”

 

Bursa başkent, tabii Osmanlı karışmış, bu nasıl fitnedir diye…




Gitmişler kadıya şikâyete, adam yakalanıp yaka-paça huzûra getirilmiş.

“Bu nasıl fitnedir, dîni İslâm, ahâlisi Müslüman olan koca devlette sen kalk, hayrattır, sebildir diye çeşme yap, ama suyunu Müslüman’a yasakla!.. Olacak iş midir, nedir sebebi, aklını mı yitirdin?..” diye çıkışmışlar adama.

Adam:

- “Müsaade buyurun, sebebi vardır, lâkin ispat ister, delil şarttır…” dedikçe kadı kızmış:

- “Ne delili, ne ispatı?.. Sen fitne çıkardın, Müslüman ahâlinin huzurunu kaçırdın, katlin vâciptir!” demiş. Demiş ama, bir yandan da merak edermiş:

- “Nedir gerekçen?..” diye sormuş.

Adam:

- “Bir tek Sultan’a derim…” diye cevap verince, ortalık yine karışmış.

Söz Sultan’a gitmiş, adam yaka paça saraya götürülmüş…

Padişah da sinirlenmiş ama, diğer yandan o da meraklanmış:

- “De bakalım ne diyeceksen. Bu nasıl iştir ki, hem çeşmeyi yaparsın,hem de her kula helâl,Müslüman’a haram yazarsın?..”

Adam, başı önünde konuşur:

- “Delilim vardır, lâkin ispat ister.”

- “Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin?..”

- “O zaman boynum, hükme kıldan incedir Sultânım…”

- “Eeee?!..”-

“Sultânım, herhangi bir havradan (sinagog) rasgele bir haham ile Musevi bir gazeteciyi izahsız yaka-paça tutuklayın, bir hafta tutun. Bakın neler olacak…”

Dediği yapılmış adamın.

Bütün azınlıklar bir olmuş, başlarında Mûsevîler, “ne oluyor, bu ne zulüm?..

Bizim din adamımıza ve gazetecimize biz kefiliz, ne gerekirse söyleyin yapalım, onlar masumdur, gerekirse kefalet ödeyelim…”

Çevre ülkelerden bile elçiler gelmiş, elçiler mektup üstüne mektup getirmiş…

Bir hafta dolunca, adam:

- “Sultanım, artık bırakmak zamanıdır” demiş.

Haham ve gazeteci bırakılmış, azınlıklar mutlu, bu sefer Sultan’a teşekkürler, hediyeler.

Adam,

- “Aynı işi herhangi bir kiliseden herhangi bir papaz ile Rum bir gazeteci için yaptırınız Sultanım” demiş.

Aynı şekilde bir papaz ve Rum bir gazeteci derdest edilip yaka-paça alınmışlar ve aynı tepkiler artarak devam etmiş.

Haftası dolunca da serbest bırakılmışlar.

Mutluluk ve sevinç gösterileri daha bir fazlalaşmış, teşekkürler, şükranlar… din adamlarına ve Rum Cemaatinin sıkıntılarını dünya aleme duyuran gazetecilerine kavuşmanın mutluluğuyla daha bir sarılmışlar birbirlerine…

Sultan:

- “Bitti mi?..” demiş adama.

- “Sultânım son bir iş kaldı, sonra hüküm zamanıdır izninizle” demiş.

- “Şimdi nedir isteğin?..”

- “Efendim, pâyitahtımız Bursa’nın en sevilen, âlimini minberinden… ve en güzel makaleleri yazan Müslüman Türk bir gazeteciyi alınız ”

Adamın dediğini yapmışlar, Ulucâmi imamını Cuma hutbesinin ortasında, gazeteciyi de yazıhanesinden almışlar, yaka-paça götürmüşler…

Veeee Bir ALLAH’ın Müslüman kulu çıkıp da, “ne oluyor, siz ne yapıyorsunuz?.. Hiç olmazsa vaazı bitene kadar bekleseydiniz”, gibi tek bir kelâm etmemiş, imamın ve Müslüman ahalinin sıkıntı ve dertlerini dile getirip gündemde tutan gazetecinin peşinden giden, arayan-soran olmamış…

Geçmiş bir hafta,

“Nerde imam, nerde gazeteci” diye gelen-giden yok!.

Halk hâlinden memnun, başlamış bir dedikodu, o geçen hafta tutuklanan koca âlim için:

- “Biz de onu adam bilmiş, hoca bellemiştik…”

- “Kim bilir ne suç etti de tevkif edildi!..”

- “Vah vaah!.. Acırım arkasında kıldığımız namazlarımıza…”

- “Sorma, sorma…”

Gazeteci için:

- Biz de onu hak savaşçısı zannetmiştik...

- Kim bilir ne entrika çevirmiştir...

- Düşman amaline hizmet ediyormuş... öyle diyorlar...

- Din düşmanıymış galiba...


Padişah, kadı ve adam izliyorlarmış olup-bitenleri.

Sonunda Padişah çeşmeyi yaptırana sormuş:

- “Eee, ne olacak şimdi?.. Adam:

- “Bırakma zamanıdır. Bir de özür dileyip helâllik almak lâzımdır hoca ve gazeteciden.” 

“Haklısın” demiş padişah, denilenin yapılması için emir buyurmuş ve adama dönmüş.

Adam başı önünde konuşmuş:

- “Ey büyük Sultânım, siz irade buyurunuz lütfen, böyle Müslümanlara su helâl edilir mi?..”

Sultan acı acı tebessüm etmiş:

- “Hava bile haram, hava bile!..” demiş.


Not: Hikayemiz Bursa'da geçmiş ama, Batı Trakya'da son 90 senedir bu gerçeklerle yaşıyoruz...
Aktörler değişiyor ama... hedef hep aynı.

DİĞER YAZILAR
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Γαβρόγλου: Άμεση η κατάργηση της υποχρεωτικής προσφυγής στο Μουφτή
Γαβρόγλου: Άμεση η κατάργηση της υποχρεωτικής προσφυγής στο Μουφτή
HAVA DURUMU - Ο ΚΑΙΡΟΣ ΣΗΜΕΡΑ 23/10/2018
HAVA DURUMU - Ο ΚΑΙΡΟΣ ΣΗΜΕΡΑ 23/10/2018