Korona günlerinde Ramazan: Din sosyologları nasıl değerlendiriyor?

Korona günlerinde Ramazan: Din sosyologları nasıl değerlendiriyor?

Güncel - 2020-04-30 22:52:31 Bu içerik 1133 kez okundu.

Toplu ve kalabalık yerlerde koronavirüsün daha hızlı ve kolay şekilde bulaşma riski olduğundan vatandaşlara “evde kal” çağrısı yapılmaya devam edilirken, özellikle Ramazan ayında camilerde cemaatle namaz kılınmayacak, teravih namazları da evde kılınacak, Ramazan davulcuları bahşiş toplayamayacak, toplu iftar buluşmaları gerçekleşmeyecek, her sene tartışma konusu olan otellerdeki lüks iftar sofraları bu sene kurulmayacak.

Bu, dini hassasiyetleri yüksek olan çevrelerde ilk kez deneyimlenen bir durum iken, yeni sürecin zorluklarına adaptasyon da belirli sosyal refleksleri beraberinde getirecek.

Uzmanlar, kişilerin bu süreçteki manevi tatmin ihtiyaçlarını geleneksel ve sosyal medya üzerinden telafi etmeye çalışacaklarını ve daha fazla içe dönük bir din anlayışının egemen olacağını belirtiyorlar.

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Halil Aydınalp, toplu yapılan ibadetlerin başında gelen Ramazan’ın bu sene eskisi gibi bütünleştirici fonksiyonunu yerine getiremeyeceğini, ancak dini hükümlerde -Cuma namazlarının bu dönemde kılınamaması gibi- koşullar gereği daralma yaşanabileceğini dile getiriyor.

Bizim kontrolümüz dışındaki bir zaruret hali

euronews Türkçe’ye konuşan Aydınalp, “Çünkü ortada bizim dışımızda gerçekleşen bir zaruret hali var. Bildiğimiz dini uygulamalar, söylemler farklılaşacak, gerektiğinde bütünüyle de askıya alınacak. Örneğin, Hz. Ömer döneminde kıtlık koşullarında insanların ihtiyaçlarını giderememiş olabilecekleri düşüncesiyle bazı cezalar uygulanmadı” diyor.

“İslam dininin kendi metinleri üzerinden bakıldığında sosyal dinamikleri dikkate alan rasyonel bir din olduğunu, insani baskılayan, kendisi dışında onu zorlayan sosyal süreçleri dikkate aldığını, salgın hastalıkların da bunlardan bir tanesi olduğunu” söyleyen Prof. Aydınalp, dinin Ramazan döneminde bireysel tecrübe boyutunun öne çıkacağını kaydediyor.

E-yardımlaşma

Öte yandan, uzmanlar, Ramazan döneminde maddi yardımlaşmanın banka hesapları üzerinden yapılabileceği uyarısında bulunuyorlar. En son olarak Ankara Büyükşehir Belediyesi spesifik bir internet sitesi üzerinden başlattığı yardımlaşma kampanyasında, Ankara’da yaşayan dar gelirli, 65 yaş üstü ve kronik hastalar için 15 TL karşılığında iftar paketi almak isteyen vatandaşlara imkan sağlamıştı.

Bu açıdan, yardımların internet kanallarıyla, kimseyi rencide etmeden, gösterişsiz hale getirilebileceği, duygu boyutunun güçlü olduğu bir dindarlığın ağırlık kazanabileceği düşüncesindeler.

Ancak, Aydınalp’a göre, Anadolu’da görülen “geleneksel dindarlık” sergileyen kesimlerde, salgın süresince şekil değiştiren Ramazan gelenekleri bir yönüyle içe dönük duygusallık, bir yönüyle de tepkisellik bile doğurabilir.

“Bazı heyecanlı, dini gruplar, halk dindarlığına sahip, dini bilgisi az ama heyecanı yüksek olan kitleler bu yasakları kısmen delmeye çalışacaklardır. Bu konuda, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sınırlayıcı, doğru yöne kanalize edici bir rol üstlenmesi gerekir” diyor Aydınalp ve bu tarz dini ve hukuki normları çiğneyen eğilimlere karşı sağduyulu bir din hizmeti sunulması gerektiğini kaydediyor.

Geleneksel ve sosyal medyanın rolü

Öte yandan, uzmanlar, geleneksel ve sosyal medyanın kişiler arası temasların azaldığı bir dönemde ağırlık kazanabileceğini belirtiyorlar.

“Medyada din daha baskın biçimde magazinleşecek, dini programlarla insanların dünyalarına giren bir hal alacak. Dini tartışmalar olacak. Ana akım medyadaki Ramazan programları ve Diyanet TV'deki tematik dini programlarda çok yoğun dindarlık havası olacak, Kuran dinleyecekler. Mekansal olarak yüzyüze iletişimin sağlandığı cami ortamının eksikleri, sosyal medyaya ve normal medyaya taşınacak” diyor Aydınalp.

Bu açıdan, medyanın, bu dönemde caminin yapamadığı fonksiyonu yerine getireceği düşünülüyor.

Dua ve salavat zincirleri

Aydınalp, “Sosyal medya gruplarında insanlar dua zincirleri, salavat zincirleri yoluyla duygularını pekiştirecekler. Kapalı hayat yaşadığımız için sosyal medya le ilişkilerimiz daha güçlü” diyor ve ekliyor:

“Bu çok aşina olmadığımız, görmediğimiz, tecrübe etmediğimiz bir süreç. İnsanları ontolojik anlamda kendi içine döndürdü; sevdiklerinin cenazesine bile katılamayınca hayatını, tercihlerini, varlığı sorgulattı. Dinin, biriken tatminsizlik hissini ne oranda kapatacağını hep beraber göreceğiz. Diyanet İşleri Başkanlığı dahil tüm sosyal aktörlerin insanların rehabilitasyonuna hizmet edecek araçlar kullanması gerekiyor.”

Toplu iftar etkinlikleri ve iftar sonrası Hacivat-Karagöz gibi eğlenceler de düzenleyemeyecek olan belediyelerin bazılarının bu sene online ortamda sosyal etkinlik yayını yapması ve kişilerin evlerinden bu eğlencelere katılmaları bekleniyor.

Manevi derinlik ve içsel onarım boyutu

euronews Türkçe'ye konuşan din sosyoloğu Dr. Necdet Subaşı ise, “Ramazan’ın temel bileşenleri arasında oruç ve teravih var ama en çok da manevi derinlik ve içsel onarım var. Oruca ilişkin olarak radikal bir değişim öngörmek zor ancak camilerle Ramazan vesilesiyle kurulan görece yoğun temasın bu sefer mütedeyyin insanların yüreğini sızlatacak bir buruklukla kesintiye uğrayacağı kesin” diyor.

Subaşı, “En çok da Ramazan ayıyla birlikte yaşanan coşkunun kültürel katmanlardan beslenen yanlarında yeni bir takım keşifler olacak. Vasat bir Müslüman toplumda Cuma namazı, Ramazan, bayram ve kandil gecelerinin değeri başka hiçbir şeyle kıyaslanamaz. Ancak salgın bu bağlamda kamusal alanı da kuşatan kimi dindarlık formlarını hissedilir bir şekilde kısıtladı. Bundan Ramazan'ın da kendi payına düşeni alacağı düşünülebilir” diyor.

Dolayısıyla, salgınla birlikte bu dönemde müminlerin iç dünyalarına döneceği yönünde bir beklenti söz konusu.

“Muhtemelen bu Ramazan başka diğer her şey gibi biraz daha çevrimiçi bir şekilde cereyan edecekler. Bu ramazan iftara davet edilenlerden çok, artık sıklıkla beraber olmak durumunda kalan ev içi aile üyelerinin birlikte verdikleri resimlerle hatırlanacak. Teravihleri evlerinde kılmaya alışık olmayanlar, akşamları her seferinde yeni bir cami ya da mescide gidenler bu sefer evlerinde cemaatle namaz kılmanın hazını yaşayacaklar” diyor Subaşı.

Sadaka ve zekâtin Ramazan ayında “derin toplumsallıkları harekete geçiren bir etkinlik” olduğunu belirten Subaşı, “cömertliğin hangi kanallardan farklı yaşam standartlarında yaşayan yoksullara ulaşacağı önemli” diye ekliyor.

Öte yandan, Ramazan önlemleri dahilinde mezarlık ziyaretlerinin kontrollü olarak gerçekleştirilmesi için mezarlıklara giriş-çıkışlar planlanacak; arife günü ile bayram günlerinde mezarlık ziyaretlerinde ateş ölçümü yapılacak, sosyal mesafe kuralı ve maske kullanımına ilişkin denetimlere ağırlık verilecek.

DİĞER HABERLER