8 soruda Yemen'deki Husiler kim, amaçları ne?

ORTADOĞU - 26-09-2026 09:58

Son haftalarda Hamas'a destek gerekçesiyle Kızıldeniz'deki ticaret gemilerine saldıran Yemen'deki Husi militanları, ABD ve İngiltere'nin operasyonuyla gündemdeki yerini koruyor. Peki Husiler kim ve ne istiyorlar?

Husiler, bir yıldırım harekâtıyla Yemen'in tüm Kızıldeniz kıyısını kontrol altına aldı. İran destekli milisler böylece, petrol ticareti için kritik önemdeki Babülmendep Boğazı'na erişim sağladı.

Örgüt, İslam açısından kutsal görülen Mekke dahil Suudi Arabistan'ın önemli şehirleri ve kritik petrol altyapısını da hedef alıyor.

Örgüt bu hamlesi ile bir şeyi açıkça ortaya koydu: Artık onları görmezden gelmek mümkün değil. Peki Husiler kim ve ne istiyorlar?

Husi hareketi nereden geliyor?

Hareketin asıl adı "Allah'ın yardımcıları" anlamına gelen "Ensarullah". Husi veya Husiler adı ise 2004'te öldürülen kurucuları Hüseyin el-Husi'den geliyor.

Hareket bugün Hüseyin el-Husi'nin küçük kardeşi Abdülmelik tarafından yönetiliyor. 

El-Husi ailesi, soyunun Muhammed peygamberin torunu Hasan'a dayandığını öne sürüyor ve bu nedenle yüzyıllardır toplumda ayrıcalıklı bir konuma sahip olduklarını savunuyor.

Husilerin ideolojik görüşü ne?

Ensarullah yani Husiler, Şii İslam içindeki Zeydilik akımından doğmuş bir hareket. Zeydiler, Yemen nüfusunun yüzde 30 ila 45'ini oluşturuyor.

Husiler, Suudi Arabistan'ın desteğiyle Yemen'in kuzeybatısında yayılan köktendinci Sünni Selefiliğe karşı bir tür karşı hareket niteliğinde.

Uzmanlara göre Husi görüşü, siyasi açıdan İran'ın "anti-emparyal duruşundan" güçlü biçimde etkilenmiş durumda.

El-Husi'nin, 1979 İran Devrimi sırasında Ayetullah Humeyni'nin büyük bir hayranı olduğu biliniyor. Hareketin anti-Amerikan, anti-İsrail ve aynı zamanda antisemitik özellikleri bulunuyor. 

Hareket nasıl bu kadar güçlendi?

Husilerin bugünkü gücü, 2010'dan bu yana İran'ın süregelen desteğinin bir sonucu olarak görülüyor. Milisler, 2014'ten beri Yemen'in kuzeyini ve başkent Sana'yı kontrol ediyor.

7 Ekim 2023 sonrası Hamas'la dayanışma için İsrail'e yönelik füze saldırıları da Husilerin bölgesel bir aktör olarak kendilerini kabul ettirmelerine yardımcı oldu.

ABD ve İngiltere, Gazze savaşı sırasında İsrail ve İsrail'e gittiği iddiasıyla Kızıldeniz'deki gemileri hedef alması üzerine Husilere yönelik uzun soluklu bir bombardıman kampanyası başlatmıştı. O dönem hemen her gece tekrarlayan onlarca hava saldırısına rağmen örgüt operasyonel kabiliyetini koruyor.

Örgüt bugün "basit bir isyancı grup" olmanın ötesinde, küresel enerji piyasalarını etkileyebilen ve uluslararası deniz taşımacılığını tehdit eden yarı devlet niteliğinde bir aktör olarak görülüyor.

Yemen'de uluslararası ortamda tanınan ve Suudi Arabistan tarafından desteklenen yönetimin gücü zayıf ve ülkenin geleceğinde gerçekçi bir alternatif olarak görülmüyor.

Suudi Arabistan'a yönelik saldırıların arkasında ne var?

Bu aslında devam eden bir tırmanışın parçası. Yemen'de 2022'den bu yana yürürlükte olan ateşkes, Suudi Arabistan'ın Tahran'dan Sana'ya yapılacak bir uçuşu engellemesi üzerine Husiler tarafından sona erdirilmişti.

Gerginliğin tırmanmasında İran'ın etkili olduğu değerlendiriliyor.

28 Şubat'taki ABD saldırısı sonrası İran, Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapatarak küresel piyasaları zorluyordu. ABD müttefiki Suudi Arabistan ise petrol ticaretini Kızıldeniz ve oradan Babülmendep'e yönlendirerek Hürmüz'deki ablukadan kaçınmayı denedi.

Babülmendep'in Riyad açısından alternatif bir petrol rotası olarak önemi arttıkça bu durum Husilere stratejik koz sağlıyor.

Husiler İran'la gerçekte ne kadar yakın?

Husiler ve İran birbirlerini Şii müttefikler olarak görüyor. Örgüt, Tahran'ın "Direniş Ekseni" içinde yer alıyor.

İran'ın nüfuz alanına işaret eden "Direniş Ekseni", Lübnan'da Hizbullah'ın yenilgiye uğraması ve Suriye'de Beşar Esad'ın devrilmesiyle etkinliğini büyük ölçüde kaybetti.

Husi-İran ilişkisi iki tarafa da "kazandırıyor". Husiler İran'dan silah ve teknik bilgi sağlarken Tahran'da Kızıldeniz'deki Husi eylemlerinde askeri ve stratejik çıkar sağlıyor.

Yemen hükümetinin durumu ne?

Yemen'in uluslararası alanda tanınan hükümeti adına savaşan gruplar büyük ölçüde bölünmüş durumda.

Komşu Suudi Arabistan, binlerce savaşçıdan oluşan bu grupları daha birleşik bir güç hâline getirmeye çalışıyor. Ancak coğrafyadan farklı yabancı güçlerin nüfuzuna pek çok etken bunu neredeyse imkansız hâle getiriyor.

Askeri analistlere göre, iç rakiplerinin bölünmüşlüğü karşısında sahip oldukları birleşik komuta yapısı ve ortak hedefleri Husilere başarı getiren unsurlar.

Yemen'deki savaş ne durumda?

Suudi Arabistan, Husilerin Yemen'in başkenti Sana ve ülkenin kuzeyindeki toprakları ele geçirmesinden bir yıl sonra, 2015'te ayrılıkçılarla savaşmak için bir koalisyon kurdu.

Ülkenin güneyinde de yıllar içinde hükümeti Husilere karşı desteklemek amacıyla çok sayıda silahlı grup ortaya çıktı.

Yıllar içinde Suudi Arabistan destekli gruplarla Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından desteklenen gruplar arasında rekabet arttı. İki bölgesel güç, Abu Dabi ve Riyad, Kızıldeniz'e bakan Yemen'in kıyı bölgeleri üzerinde nüfuz için yarışa girdi.

Gruplar sahada defalarca çatıştı. Tansiyonun yükseldiği birkaç olay sonrası BAE Ocak ayında Yemen'deki savaştan çekildiğini ve sahadaki gruplara verdiği desteği sona erdirdiğini açıkladı.

Suudiler Husilere karşı birleşik cepe kurabilecek mi?

Artık tek destekçi olarak Suudi Arabistan, yıllarca farklı ittifaklarla hareket etmiş grupları kendi komuta ve finansman yapısı altında birleştirmeye çalışıyor. 

Ancak yıllarda BAE tarafından desteklenen ve on binlerce savaşçıdan oluştuğu değerlendirilen bazı gruplar Riyad'ın otoritesini tanımaya isteksiz.

Husilerin Kızıldeniz kıyısında hızlı ilerleyişinde bu ayrılıkların etkili olduğu belirtiliyor.

DW,AP,dpa / MUK,TY

DW

Günün Diğer Haberleri