Almanya'da bir cemaat yurdunda yatılı kalan erkek çocuklarına yönelik sistematik cinsel istismar ve şiddet suçlamalarıyla bir din görevlisinin yargılanmasına başlandı. Kararın önümüzdeki ay çıkması bekleniyor.
Almanya'nın Baden-Württemberg eyaletindeki Ellwangen Eyalet Mahkemesinde, Giengen an der Brenz kasabasında bulunan bir cemaat yurdunda görev yapan Türkiye kökenli Alman vatandaşı din görevlisinin çocuklara yönelik "ağır cinsel istismar ve kötü muamele" suçlamalarıyla yargılanmasına 15 Nisan'da başlandı.
Sorumlu mahkemenin DW Türkçe'ye verdiği bilgiye göre, iddianamede 35 yaşındaki sanığa çocuklara yönelik ağır cinsel istismarın yanı sıra "koruma ve gözetim altındaki kişilerin cinsel istismarı, tecavüz, cinsel taciz ve cinsel saldırı" suçlamaları da yöneltiliyor. Dosyada sanığa yönelik "basit ve nitelikli kasten yaralama" suçlamaları da iddianamede yer alıyor.
Yerel medya kaynaklarının bildirdiğine göre, evli de olan sanık 2021 ile 2024 yılları arasında yaşları 12 ila 17 yaşlarındaki sekiz erkek çocuğuna toplamda 26 ayrı ağır istismar eyleminde bulundu. Sanığın, istismar ve şiddet olaylarının ortaya çıkması sonrasında kapatılan yatılı cemaat yurdunda zaman zaman nöbetci olarak geceleri de kaldığı, o zamanlarda dini otoritesini ve yurttaki nüfuzunu kullanarak çocukları korkutup tehdit ederek istismarda bulunduğu iddia ediliyor.
Otorite ve korkuyla gelen istismar
Savcılık, hazırladığı iddianamede sanığın mağdur çocukları yurtta kaldığı akşamlar ya film izleme vaadiyle kandırdığına ya zorla ofisine çağırdığına ya da gece yarısı çocukları uyandırarak ofisine götürdüğüne dikkat çekiyor.
Sanığın ofisinde mağdur çocuklara önce masaj yaptığı veya yaptırdığı, daha sonra cinsel saldırı ve tecavüze varan şiddet uyguladığı kaydediliyor. Savcılık, sanığın kendisini dini bir otorite olarak gösterip çocuklar arasında sistematik biçimde bir şiddet ve korku iklimi yarattığını, hem bu iklimi hem de otoritesini onları susturmak üzere kullandığını öne sürüyor.
Fiziksel şiddet ve işkence iddiaları
Suçlamalar sadece cinsel istismar ile de sınırlı değil. İddianamede sanığın çocuklara fiziksel şiddet de uyguladığı, çocukların boğazlarını sıkarak onları baygınlık geçirene kadar nefessiz bıraktığı ve bu esnada kurbanların acı çekmesinden zevk aldığı da öne sürülüyor.
Bir somut olay örneğinde; sanığın çocuklardan birine serbest bir saatte zihinden bir matematik sorusu sorduğu, yanlış cevap veren çocuğun nefesini bir iki dakika boyunca keserek onu boğulma aşamasına gelene kadar soluksuz bıraktığı ifade ediliyor.
Ayrıca sanığın çocuklara cep telefonu ve anahtarlık fırlatarak fiziksel yaralanmalara yol açması da suçlamalar arasında.
Yurdun kapatılması ve itiraf süreci
Olay, mağdur bir çocuğun yaşadıklarını bir yurt yöneticisine anlatması ve bir annenin oğlunun telefonunda şüpheli WhatsApp mesajları bulmasıyla gün yüzüne çıktı. Ocak 2025'te polisin müdahalesiyle birlikte söz konusu öğrenci yurdu kapatıldı.
Tutuklu olan sanık, davanın ikinci günü olan 16 Nisan Perşembe günü suçlamaların büyük bir kısmını kabul etti. Ancak iddiaların tümüne yönelik kapsamlı itirafta bulunmayı reddetti. Bu nedenle mahkeme, bazı mağdur çocukların ve gençlerin tanık olarak dinlenmesine karar verdi.
Ailenin sarsıntısı
Ellwangen Eyalet Mahkemesi'nde görülen davanın ikinci duruşma gününde mağdur çocuklardan birinin ağabeyi mahkemede verdiği ifadede, ailesinin durumu öğrendiğinde büyük bir yıkım yaşadığını, şoka girdiğini ve sürekli ağladığını aktardı.
Kendisi de öğrenciyken söz konusu cemaat yurdunda kalan ağabey; istismara uğrayan kardeşinin olay üzerine hemen yurttan aldıklarını, emniyet birimlerini haberdar ettiklerini ve kardeşi için psikolojik destek aldıklarını belirtti. İstismarı yaşayan kardeşinin psikolojisinin hâlâ kötü olduğunu vurgulayan ağabey, "Kardeşim hâlâ büyük bir utanç duyuyor" dedi.
Pazartesi günü devam edecek olan davada şimdilik sekiz duruşma günü öngörülüyor. Çocukların ifadeleri ise kamuoyuna kapalı oturumlarda alınıyor. Mahkemenin Mayıs ayında sonuçlanması bekleniyor.
Hangi cemaatin yurdu?
Kamu yayıncısı Güney-Batı Radyo Televizyon Kurumu'nun (SWR) bildirdiğine göre sanığın çalıştığı yurt Giengen Eğitim ve Uyum Derneği'ne bağlı bir kuruluş. O da Türkiye'de "Süleymancılar" olarak anılan Almanya'da İslam Kültür Merkezleri Birliği (VIKZ)ismiyle faaliyet yürüten cemaate bağlı.
Kendilerine "Süleymancılar" denmesinden hoşlanmayan "Süleyman Hilmi Tunahan Cemaati" Almanya'da İslam Kültür Merkezleri Birliği (VIKZ) adı altında örgütlü. 1973'te Köln kentinde kurulan dernek, Almanya'daki ilk Müslüman çatı kuruluşu olma özelliğine sahip. Kendi verilerine göre dokuz eyalet teşkilatı bulunan kuruluşun 300'ün üzerinde ibadethane veya derneği mevcut. Alman veri portalı Statista'nın bilgilerine göre VIKZ, Diyanet İşleri Türk İslam Birliği'nden (DITIB) sonra ikinci büyük çatı kuruluşu ve 100 bin üyeye sahip.
DW / ETO, HS
DW