Sınır Tanımayan Gazeteciler’in 2026 raporuna göre, küresel basın özgürlüğü son 25 yılın en düşük seviyesine geldi. Endekste ilk kez dünya ülkelerinin yarısından fazlası 'zor' veya 'ciddi' durumda gösteriyor.
Sınır Tanımayan Gazeteciler’in (RSF) perşembe günü yayımlanan 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi, dünya genelinde basın özgürlüğünün son çeyrek yüzyılın en düşük seviyesine indiğini ortaya koydu.
RSF’ye göre endeksin tarihinde ilk kez, dünyadaki ülkelerin yüzde 50'sinden fazlası basın özgürlüğü açısından "zor" veya "ciddi/çok ciddi" durumda sınıflandırıldı. Türkiye ise dört sıra gerileyerek 180 ülke içinde 163. sırada yer aldı.
RSF, geçtiğimiz yıl 159. sırada yer bulunan Türkiye’de gazeteciliğin bastırılması ve gazetecilerin hapse atılması için düzenli olarak "dezenformasyon", "cumhurbaşkanına hakaret" ve "devlet kurumlarını karalama" gibi suçlamaların araçsallaştırıldığını belirtiyor.
İncelenen tüm ülkelerin ortalama puanı ise son 25 yılda hiç bu kadar düşük çıkmadı.
Raporda, özellikle ulusal güvenlik politikalarıyla bağlantılı olarak giderek daha kısıtlayıcı hale gelen yasal düzenlemelerin, 2001 yılından bu yana demokrasilerde bile habere erişim hakkını aşındırdığı vurgulandı.
Basın özgürlüğünün durumunu ölçen beş göstergeden bu yıl en fazla düşüş gösteren alanın yasal çerçeve olması, RSF’ye göre gazeteciliğin giderek daha fazla suç sayılmaya başlandığını gösteriyor.
'Gazeteciliğin boğulmasına daha ne kadar tahammül edeceğiz?'
Endeksin yayımlanmasının 25. yılı dolayısıyla değerlendirmede bulunan RSF Yayın Direktörü Anne Bocande, örgütün yalnızca geçmişe bakmakla yetinmediğini, aynı zamanda geleceğe doğrudan seslendiğini söyledi.
Bocande, "Gazeteciliğin boğulmasına, gazetecilere yönelik sistematik engellemelere ve basın özgürlüğünün sürekli aşınmasına daha ne kadar tahammül edeceğiz?" ifadelerini kullandı.
RSF Yayın Direktörü’ne göre bilgi edinme hakkına yönelik saldırılar çeşitlenip daha sofistike hale gelirken, bu saldırıların failleri artık saklanmıyor.
Bocande, otoriter devletlerin, görevini yerine getirmeyen veya suç ortağı haline gelen siyasi güçlerin, yağmacı ekonomik aktörlerin ve kontrol edilemez platformların bu tabloda "doğrudan ve ezici bir sorumluluk" taşıdığını belirtti.
"Pasif kalmak bir tür onay anlamına gelir," diyen Bocande, artık ilkeleri savunmanın tek başına yeterli olmadığını, aktif koruma politikalarının şart olduğunu vurguladı.
RSF’ye göre bu süreç, öncelikle gazeteciliğin suç sayılmasına son verilmesiyle başlamalı. Örgüt; ulusal güvenlik yasalarının kötüye kullanılmasına, susturma amaçlı davalara ve araştırma yapan, gerçekleri ortaya çıkaran, isimleri açıklayan gazetecilere yönelik sistematik engellemelere dikkat çekti.
Bocande, koruma mekanizmalarının hâlâ yetersiz olduğunu, uluslararası hukukun zayıfladığını ve cezasızlığın yaygınlaştığını belirterek kesin garantiler ve somut yaptırımlar gerektiğini söyledi.
RSF yetkilisi, "Top, demokrasilerin ve vatandaşlarının sahasında. Sessizliği dayatanlara karşı durmak onlara düşüyor. Çünkü otoriterliğin yayılması kaçınılmaz bir kader değildir," değerlendirmesinde bulundu.
RSF Endeksi’nde öne çıkan beş bulgu
RSF’nin 2026 Endeksi’nde öne çıkan ilk bulgu, dünya ülkelerinin ortalama puanının endeksin 25 yıllık tarihinde hiç bu kadar düşük olmaması oldu.
Endekse göre ülkelerin yüzde 52,2’si ilk kez "zor" veya "ciddi" durumda gösterildi.
İkinci olarak, basın özgürlüğünün durumunu ölçen beş göstergede (ekonomik, yasal, güvenlik, siyasi ve sosyal göstergeler) en sert düşüş yasal çerçevede yaşandı.
Üçüncü olarak, ABD yedi sıra gerileyerek 64. sıraya düştü. Ekvador ve Peru gibi Amerika kıtasındaki diğer ülkelerde de sıralamada büyük düşüş yaşandı.
Dördüncü olarak, Norveç üst üste onuncu yıl endeksin ilk sırasında yer alırken, Eritre son üç yıldır sıralamanın en altında bulunuyor.
Beşinci olarak, Esad sonrası Suriye 2026 yılında endekste en büyük sıçramayı kaydetti. Suriye, 36 sıra yükselerek 141. sıraya çıktı.
Savaşlar basın özgürlüğü tablosunu ağırlaştırdı
RSF, bazı ülkelerdeki gerilemeyi silahlı çatışmalarla ilişkilendirdi. Irak 162., Sudan 161. ve Yemen 164. sırada yer aldı.
Rapora göre süregiden savaşların bu yılki sıralamaya açık bir etkisi oldu. İsrail’in puanı dört puan gerilerken, RSF, İsrail ordusunun Benjamin Netanyahu hükümetinin Filistin’de yürüttüğü savaşta Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de 220’yi aşkın gazeteciyi öldürdüğünü bildirdi.
Bu gazetecilerin en az 70’inin görev başında öldürüldüğü belirtildi.
Bazı ülkelerde ise durum diktatörlük rejimleri nedeniyle değişmedi. Çin 178., Kuzey Kore 179. ve Eritre 180. sırada yer aldı.
RSF, Eritre’de gazeteci Dawit Isaak’ın 25 yıldır yargılanmadan alıkonulduğunu hatırlattı.
Doğu Avrupa ve Ortadoğu, son çeyrek yüzyılda olduğu gibi gazeteciler için en tehlikeli iki bölge olmaya devam etti.
Ukrayna’ya karşı savaşı sürdüren Vladimir Putin yönetimindeki Rusya da 172. sırada yer alarak basın özgürlüğü açısından en kötü ülkeler arasında gösterildi.
İran ise rejim baskısı ile ABD ve İsrail’in topraklarında yürüttüğü savaş arasında kalarak 177. sıraya geriledi.
Gazeteciliğin suç sayılması 'küresel fenomen' haline geldi
RSF’ye göre yasal gösterge, 2026 Endeksi’nde en fazla düşüş gösteren alan oldu.
Bu gösterge, 2025 ile 2026 yılları arasında 180 ülkenin 110’unda, yani ülkelerin yüzde 60’ından fazlasında kötüleşti.
Hindistan 157., Mısır 169., İsrail 116. ve Gürcistan 135. sırada yer alarak bu kötüleşmenin örnekleri arasında gösterildi.
RSF, gazeteciliğin basın hukukunun ihlali, olağanüstü hal yasaları veya genel hukukun kötüye kullanılması yoluyla suç sayılmasının küresel bir fenomene dönüştüğünü belirtti.
Ulusal güvenlik yasaları gazetecilere karşı kullanılıyor
RSF, ABD’deki 11 Eylül 2001 saldırılarının üzerinden 25 yıl geçerken, savunma sırları ve ulusal güvenlik alanının genişletilmesinin birçok ülkede kamuoyunu ilgilendiren konuların haberleştirilmesini engelleyen bir araca dönüştüğünü belirtti.
Rapora göre bu eğilim otoriter rejimlerde belirgin olsa da demokrasilerde de yaygınlaştı. Terörle mücadele yasaları da gazetecilere karşı kötüye kullanılıyor.
Rusya, bu konuda en dikkat çekici örneklerden biri olarak gösterildi.
RSF’ye göre Vladimir Putin yönetimindeki Rusya, basın özgürlüğünü kısıtlamak için terörle mücadele, ayrılıkçılık ve aşırılıkla mücadele yasalarını kullanma konusunda uzmanlaştı.
Nisan 2026 itibarıyla Rusya’da 48 gazeteci tutuklu bulunuyor. RSF, ülkede işlerine devam etmek isteyen gazetecilerin sürgüne zorlandığını, ancak sınırların ötesine uzanan adli baskıdan da kaçamadıklarını bildirdi.
Ulusal güvenlik önlemlerinin araçsallaştırılması Belarus, Myanmar, Nikaragua ve Mısır’da da görülüyor.
Belarus 165., Myanmar 166., Nikaragua 168. ve Mısır 169. sırada yer aldı.
Afrika’nın Büyük Göller bölgesinde ise Sandra Muhoza örneği öne çıkarıldı.
RSF’ye göre Muhoza, 13 Nisan itibarıyla 2026 yılında bu bölgede hâlâ tutuklu bulunan tek kadın gazeteciydi. Burundi’de 119. sırada yer alan ülkede Muhoza, "ulusal toprak bütünlüğüne zarar verme" suçlamasıyla yargılanıyordu.
Etiyopya’da ise dört gazeteci, terör suçlamalarıyla yargılanmak üzere üç yıldır tutuklu bulunuyor. Etiyopya endekste 148. sırada yer aldı.
Avrupa’da medya özgürlüğü düzenlemeleri ihlal ediliyor
RSF, Avrupa Medya Özgürlüğü Yönetmeliği’nin (EMFA), Avrupa Birliği’nde medyanın ve özellikle kamu yayıncılığının bağımsızlığını ve sürdürülebilirliğini güvence altına aldığını belirtti.
Ancak rapora göre bu düzenleme, ulusal yasama girişimleri yoluyla düzenli olarak ihlal ediliyor.
Bu durum, Viktor Orban’ın görevden ayrılan hükümeti döneminde Macaristan’da görüldü. Macaristan endekste 74. sırada yer aldı.
RSF, benzer eğilimlerin Slovakya, Litvanya ve Çekya gibi endekste daha iyi konumda bulunan ülkelerde de görüldüğünü kaydetti.
Slovakya 37., Litvanya 15. ve Çekya 11. sırada yer aldı.
Amerika kıtasında basın özgürlüğü geriliyor: ABD yedi sıra geriledi
RSF’ye göre Amerika kıtasında da önemli bir değişim yaşanıyor.
2022’den bu yana 28 Amerika ülkesinde gözlenen 14 puanlık düşüş, gazeteciler için dünyanın en tehlikeli iki bölgesi olan Doğu Avrupa-Orta Asya ile Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgelerindeki tabloyu andırıyor.
Raporda, Brezilya’nın 52. sıraya yükselmesi gibi bazı olumlu gelişmelere rağmen, kıtadaki basın özgürlüğünün yakın tarihinde iki eğilimin öne çıktığı belirtildi.
Bunlardan ilki organize suç örgütleri tarafından işlenen şiddet olaylarının artması, ikincisi ise güvenlik güçlerinden kaynaklanan şiddetin yükselmesi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın basına ve gazetecilere yönelik düzenli saldırıları sistematik bir uygulamaya dönüştürdüğü belirtilen raporda, ABD’nin bu yıl yedi sıra gerileyerek 64. sıraya düştüğü aktarıldı.
RSF’ye göre Salvadorlu gazeteci Mario Guevara’nın gözaltına alınıp sınır dışı edilmesi, ülkede zaten şiddetli polis baskılarıyla damgalanmış güvenlik ortamını daha da kötüleştirdi.
Raporda ayrıca ABD Dış Yayın Kurumu’nun (USAGM) personel sayısındaki keskin azalmasının uluslararası etkiler yarattığı belirtildi.
RSF’ye göre Voice of America (VOA), Radio Free Europe/Radio Liberty (RFE/RL) ve Radio Free Asia (RFA) gibi medya ekiplerinin bazı ülkelerde ortadan kalkması, faaliyetlerinin askıya alınması veya küçültülmesi, özellikle bu kuruluşların kimi zaman tek güvenilir bilgi kaynağı olduğu ülkelerde ciddi sonuçlar doğurdu.
RSF'nin endeksi neye göre hazırlanıyor?
RSF Endeksi, 180 ülke ve bölgede gazetecilerin ve medyanın ne kadar özgür çalışabildiğini ölçüyor.
Basın özgürlüğü; gazetecilerin kamu yararına haber seçme, üretme ve yayma faaliyetlerini siyasi, ekonomik, hukuki ve sosyal baskılardan bağımsız, fiziksel ve ruhsal tehdit olmadan sürdürebilmesi olarak tanımlanıyor.
Ülkeler 0 ile 100 arasında puanlanıyor; 100 en iyi, 0 en kötü durumu ifade ediyor.
Puanlama beş göstergeye dayanıyor: siyasi bağlam, yasal çerçeve, ekonomik bağlam, sosyokültürel bağlam ve güvenlik.
RSF, uzman anketlerinin yanı sıra gazetecilere ve medya kuruluşlarına yönelik öldürme, tutuklama, kaçırma, saldırı, tehdit veya kapatma gibi ihlalleri de hesaba katıyor.
Bu puanlara göre ülkeler "iyi", "tatmin edici", "sorunlu", "zor" ve "çok ciddi" kategorilerine ayrılıyor.
euronews