AB Komisyonu, uzun zamandır beklemedeki genişleme politikasını canlandırmak istiyor, ancak yeni kabul edilecek üyelere daha sert kurallar getirilmesi de gündemde.
Avrupa Komisyonu, 27 üyeli Avrupa Birliği'ne (AB) daha fazla ülkenin katılması hâlinde bloğun etkin biçimde işlemeye devam edebilmesini amaçlayan planlarını Salı günü duyurdu.
Buna göre Brüksel, bir yandan Birlik'e katılım sürecini kolaylaştırmayı, diğer yandan AB'nin işlerliğini garanti altına almayı amaçlıyor. Bu çerçevede AB'nin yürütme organı olan Komisyon, mevcut üyelerin endişelerini gidermek için yeni üyelerin demokraside geri adım atmamasını ve kilit kaynakları istismar etmemesini sağlayacak bir dizi "güvence" belirledi.
Bundan böyle aday ülkelerin, katılım müzakereleri sırasında AB standartlarını karşıladıklarını, hukukun üstünlüğü, sınır koruma, tarım ve gıda güvenliği denetimleri ile tek pazar gibi kilit alanlarda daha iyi kanıtlaması bekleniyor. Buna karşılık aday ülkeler, bazı politika programlarına tam üye olmadan önce katılabilecek. Komisyon ayrıca aday ülkelerin tam üyelikten önce AB'nin tek pazarıyla daha yakın uyum sağlaması için "kademeli entegrasyon" öneriyor.
Kendi ifadesine göre Brüksel, Macaristan'ın eski lideri Viktor Orban döneminde yaşanan tekrarlayan engellemelerin acı deneyiminden ders çıkarmaya ve yeni üyelerin benzer sorunlar çıkarmasının önüne geçmeye çalışıyor. AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos bu yaklaşımı "Artık Viktor Orbanlar olmayacak" sözleriyle özetledi.
İlk 15 yılda oy hakkı sınırlandırılabilecek
Bu çerçevede, ülkelerin katılımından sonraki 15 yıl boyunca AB'nin işleyişini engellemelerine ya da hukukun üstünlüğü alanında geri adım atmalarına karşı yeni "güvenceler" getirilmesi, bunun ihlali hâlinde ise cezalandırmanın kolaylaştırılması amaçlanıyor. Katılım anlaşmalarına konacak bu ek ve daha sıkı güvenceler, ülkelerin AB değerleri ve standartlarından geri adım atması durumunu da kapsayacak.
Brüksel ayrıca yeni ülkelerin, diğer adayların katılımını engellemeyeceklerine dair taahhütte bulunmasını istiyor.
Yeni düzenleme kapsamında, yeni bir üyenin oy hakkı ilk 15 yıl içerisinde sınırlandırılabilecek. Dolayısıyla söz konusu düzenleme hakkında, yeni üye ülkenin bir "deneme süresine" tâbi tutulacağı yorumları da yapılıyor.
Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen, yaptığı yazılı açıklamada, "Birliğimizin genişlemesi jeopolitik bir zorunluluktur. Aday ülkeler reform yolunda ilerledikçe AB'nin onları karşılamaya hazır olması gerekiyor. Bu da kurumlarımızı hazırlamak, politikalarımızı yeni gerçeklere uyarlamak ve bütçemizin ortak hedeflerimizi yansıttığından emin olmak anlamına geliyor" ifadelerini kullandı.
Sekiz aday ülke var, biri Türkiye
Şu anda Türkiye'nin de aralarında bulunduğu sekiz ülke AB aday ülkesi statüsüne sahip. Rusya'nın 2022'de komşusu Ukrayna'yı işgal etmesi, AB'nin genişleme çabalarına yeni bir ivme kazandırdı. Böylece Ukrayna ve Moldova da hızlı bir biçimde üyelik bekleyen ülkeler kuyruğuna girdi. Eski Sovyet ülkesi bu ikili, şimdi dört öncü aday arasında yer alıyor. Adı her fırsatta anılan diğer adaylar ise, Karadağ ve Arnavutluk. Diğer adaylar ise Bosna-Hersek, Gürcistan, Kosova, Surbistan ve Kuzey Makedonya.
AB'nin bir sonraki üyesi, büyük ihtimalle Karadağ olacak. Podgorica, 2028 yılında AB'nin 28'inci üyesi olmak için çaba gösterdiklerini resmen açıklamış bulunuyor. Marta Kos da, Nisan 2026'da, Karadağ'ın katılım anlaşmasının hazırlanmasına ilişkin çalışmaların başladığını açıklamıştı.
Komisyondan üyelere oybirliğini sınırlama çağrısı
Brüksel genişlemenin stratejik bir öncelik olduğunu vurgulasa da, özellikle savaşın yıprattığı dev Ukrayna olmak üzere yeni üyelerin katılımının AB bütçesini altüst edebileceği ve bloğu yönetilemez hâle getirebileceği yönünde ciddi kaygılar bulunuyor.
Değişikliklerin çoğu yalnızca Karadağ'la başlayarak yeni üyeleri kapsayacak. Komisyon ise mevcut üyelerin de dış politika gibi alanlarda oybirliği yerine çoğunluk onayına geçmesi gerektiğini belirtti.
Bu adım, ülkelerin veto yetkisini kullanarak sistemi tıkamasının önüne geçecek. Ancak çok sayıda üye devlet kilit bir yetkiden vazgeçmeye isteksiz olduğu için önerinin kabul görmesi pek olası görünmüyor.
Yol haritaları ve "ortak üyelik" tartışması
AB liderleri, önerileri gelecek hafta yapılacak zirvede ele alacak. Yetkililer, bu zirvenin en azından genişleme kapısının hâlâ açık olduğuna dair net bir sinyal vermesini umuyor.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz bu yılın başlarında, ülkelere tam üye olmadan önce AB toplantılarına katılabilecekleri ancak oy kullanamayacakları bir "ortak üyelik" statüsü verilmesini gündeme getirmişti. Bu plan, birçok AB ülkesinde ve Ukrayna'da soğuk karşılandı. Söz konusu öneri, üyelik isteyen ülkeleri kalıcı bir ara statüye hapsetme yolu olarak görüldü. Merz'in önerisi, 2000'li yıllarda Almanya ile Fransa'nın Türkiye için önerdiği "imtiyazlı ortaklık" modelini anımsattı.
Adayların olası itirazlarını gidermek isteyen Brüksel, dört öncü ülke için üyelik yolunu netleştirmeye yönelik "yol haritalarını" yakında açıklayacağını duyurdu. AB geleceğin yapısını tartışırken, dört öncü ülkenin gelecek hafta üyeliğe doğru yeni adımlar atması bekleniyor. Ukrayna, iki yeni müzakere başlığını açacak. Ancak ülkeyi zahmetli reformlarla dolu uzun bir yol bekliyor ve üyeliğin gerçekleşmesinin uzun yıllar alması bekleniyor.
Türkiye'nin adaylık statüsü
Türkiye, AB'ye en uzun süre boyunca aday olan ülke olma özelliğinitaşıyor.
Türkiye, AB'nin öncü kuruluşu olan Avrupa Ekonomik Topluluğu üyeliğine resmi başvurusunu, 1987 yılında yapmıştı. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) 2002 yılında iktidara geldikten sonraki yılları olumlu bir gündem izlemiş, Türkiye'nin AB'ye katılım müzakereleri, 3 Ekim 2005 tarihinde başlamıştı. Ancak 2013 yılındaki Gezi Parkı protestoları ile Brüksel ile Ankara arasında sıkıntılı bir dönem başlamıştı. 2016 yılındaki darbe girişimi ve Türk hükümetinin izlediği politikalar, Brüksel ve Berlin'de "Türkiye'nin AB'ye üye olamayacağı" yorumlarını sıklaştırmıştı. Türk hükümeti, AB'yi "dayanışma eksikliği" ile suçluyor.
13 Aralık 2016 tarihinde düzenlenen AB Devlet ve Hükümet Başkanları Zirves'nden de "mevcut koşullar altında yeni fasılların müzakereye açılmasının düşünülmediği" kararı çıkmıştı. 2011'de kurulan AB Bakanlığı, 2018 yılında KHK ile kapatılmış ve onun yerine Dışişleri Bakanlığı bünyesinde AB Başkanlığına dönüşmüştü.
Türkiye'nin AB'ye katılım müzakerelerinde 16 fasıl müzakereye açıldı, ancak sadece bir başlıkta şu an kadar müzakereler tamamlandı. Türkiye'nin birleşme olmadan AB'ye kabul ettiği Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımaması Türkiye'nin önündeki en önemli engellerden biri.
DW















