Arnavutluk'ta başbakanın istifasını isteyen göstericiler, hükümet binalarının ateşe verildiği protestoların yedinci gününde çevik kuvvet polisiyle çatıştı.
Birçoğu lise ve üniversite öğrencisi olan protestocular, Başbakan Edi Rama'nın istifasını talep ediyor.
Protestolar 19 Ekim Pazartesi günü de devam etti. Resmi rakamlara göre bu tarihe kadar protestolarda 186'sı polis memuru olmak üzere 295 kişi yaralandı.
Başbakan Rama, emniyet müdürlerine hitap ettiği konuşmasında, pazar günü polise fırlatılan bir taşı göstererek, "Devlet bununla müzakere ettiği anda çökmüş demektir" dedi.
Protestolara, üniversitede eğitim koşullarının iyileştirilmesi talepleri, yolsuzluğa yönelik öfke ve Rama'ya yönelik istifa çağrıları yön veriyor.
Rama, protestocular arasında "Avrupa ve ABD'deki karanlık güçler tarafından radikalleştirilmiş genç kadınlar ve erkekler" bulunduğunu söyledi. "Arnavutluk, iyi koordine edilmiş bir saldırının hedeflerinden biri haline geldi" dedi.
BBC'nin Tiran'daki muhabiri Nick Thorpe, Gençlik Parkı olarak da bilinen Rinia Parkı'nda, daha sonra çatışmalarda polise karşı kullanılmak üzere kaldırım taşlarının yerinden söküldüğünü gördüklerini bildirdi.

Muhabir çevik kuvvet polislerinin büyük ölçüde öğrencilerden oluşan kalabalığı parkın içinde kovaladığını da gördü.
Protestocular bir kafeye sığındı; göz yaşartıcı gazdan garsonlar da etkilendi.
Ağaçların altında, sarı reflektörlü yelekler giyen gönüllüler gazdan etkilenenlere yardım etti. BBC muhabiri, polisin, hararetli bir şekilde tartıştığı gencin yüzüne çok yakın mesafeden biber gazı sıktığını gördüğünü de kaydediyor.
Gözaltına alınan 100'den fazla kişiye hukuki destek sağlayan avukat Gentian Sejrani BBC'ye yaptığı açıklamada, polisin eylemlerinin "kaotik" olduğunu ve mahkemede "nadiren delil sunduğunu" söyledi.
Müvekkilleri arasında, protestolarla hiçbir ilgisi olmayan, otobüs durağına giderken gözaltına alınan bir kişinin de bulunduğunu belirtti.
Sejrani, "Polise gerçekten bir şeyler atan kişiler ise nadiren yakalanıyor çünkü en hızlı onlar kaçıyor" dedi.
BBC muhabiri, polislerin meslektaşlarına yönelik şiddet nedeniyle, protestocuların ise polisin sert müdahalesi nedeniyle öfkeli göründüğünü ve tam bir kargaşa yaşandığını söylüyor.
Parktaki kafenin dışında, gaz dağıldıktan sonra yüksek lisans öğrencisi olan 27 yaşındaki aktivist Sidorela Vatnikaj BBC'ye tipik bir gününü anlattı. Lideri olmayan bu hareket içinde, sekiz yıldır hükümet karşıtı protestoların ön saflarında yer almış biri olarak daha deneyimli isimlerden biri.
"Sabahları tüm gruplarla koordinasyon sağlamaya çalışıyorsunuz; protestonun nerede gerçekleştiğini öğreniyorsunuz. Avukata, ilk yardım çantasına ya da herhangi bir ekipmana ihtiyaç duyulup duyulmadığını kontrol ediyorsunuz. Ayrıca protestoya katılan arkadaşlarınızın ve aile üyelerinizin iyi olduğundan da emin olmanız gerekiyor."
Gününün, bir protestodan diğerine gitmekle geçtiğini, bunun büyük bölümünün ise polisten kaçarak gerçekleştiğini söyledi.
Protestocuların yetkililere yönelik şiddetinden rahatsız olduğunu ancak bunun başlamasından ve körüklenmesinden polisi sorumlu tuttuğunu söylüyor.
Vatnikaj, "İnsanların polise taş attığını gördüğümde öfkelerini anlıyorum. Onları yargılamıyorum. Mutlu değilim ama seslerini duyurabilmelerinin başka bir yolu yok" dedi.
"Bu kişiler, ülkeden ayrılmaktan başka seçeneği kalmamış ailelerden geliyorlar; son 10 yılda bir milyon kişi ülkeyi terk etti. Onlar yalnızca soyulmadılar, aynı zamanda zorbalığa uğradılar, görmezden gelindiler ve şimdi de dövülüyorlar."
Hafta sonunda başbakan, istifa etmesi halinde ne olacağına dair görüşlerini dile getirdi.
Vatnikaj buna şu yanıtı verdi: "Ülkeyi gerçek ve demokratik seçimlere hazırlamak için bir yıllığına teknokrat bir hükümete ihtiyacımız var."
Vatnikaj, Rama'yı seçimlere hile karıştırmakla ve zengin yabancı yatırımcılar ile örgütlü suç gruplarıyla içli dışlı olmakla suçladı.
Vatnikaj, Arnavutluk'taki gençlerin dünyanın diğer bölgelerindeki Z Kuşağı protestocularından cesaret aldığını söyledi.
"Annemin ve babamın kuşağını gördüm. Hayatları boyunca çalıştılar ve onurlu yaşayabilecekleri demokratik bir toplumun hayalini kurdular. Bu hiçbir zaman gerçekleşmedi" dedi.
Rama 13 yıldır iktidarda ve çeyrek asırdır ülke siyasetinin baskın figürlerinden biri oldu. Avrupa Birliği üyeliğini 2030 yılına kadar gerçekleştirme sözü verdi ve bunu sağlayabilecek tek kişinin kendisi olduğunu söyledi.
Bir yıl içerisinde ikinci büyük protesto
Ülke bu yıl içinde, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama'nın istifasını talep eden ve Flamingo Devrimi olarak bilinen aylarca süren hükümet karşıtı gösterileri de yaşamıştı.
Beş aya yakın bir süre boyunca kesintisiz devam eden protestolar, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner ile bağlantılı bir lüks turizm projesi nedeniyle başlamıştı.
Bu proje Rama hükümetine yönelik yolsuzluk iddiaları ve şeffaflık eksikliği algısına yönelik toplumsal öfkeyi körükledi.
BBC















