Bosna-Hersek: Karmaşık bir devlet sandığa gidiyor

Avrupa - 03-10-2026 11:25 193 kez okundu.

Bosna-Hersek: Karmaşık bir devlet sandığa gidiyor

Dayton Barış Anlaşması'ndan onlarca yıl sonra Bosna-Hersek, 4 Ekim'de seçime gidiyor. Etnik güç dengeleri, uluslararası denetim ve AB üyelik süreci ülke siyasetini şekillendiriyor.

Bosna-Hersekiçin "karmaşık bir ülke" nitelemesi bazen yetersiz kalıyor. Ülke; ekonomik, idari ve siyasi yetkilerin merkezi devlet ile pek çok alanda özerk hareket eden iki entite, Bosna-Hersek Federasyonu ve Sırp Cumhuriyeti (RS), ayrıca özerk Brcko Bölgesi arasında paylaştırıldığı federal bir yapıya sahip.

Her iki entite de kendi içinde kantonlara ve belediyelere ayrılıyor. Bosna-Hersek Federasyonu'nda ağırlıklı olarak Boşnaklar ve Hırvatlar, Sırp Cumhuriyeti'nde ise büyük ölçüde Sırplar yaşıyor.

Etno-ulusal ilke, ülkenin anayasal ve siyasi düzeninin temelini oluşturuyor. Bosna-Hersek Anayasası, çoğunluğu Müslüman olan Boşnakları, çoğunluğu Ortodoks olan Sırpları ve çoğunluğu Katolik olan Hırvatları eşit haklara sahip "kurucu halklar" olarak kabul ediyor.

Bosna-Hersek'te siyasi manzara nasıl?

Ülkede bugün yaklaşık 3,1 milyon kişi yaşıyor. Nüfusun neredeyse yarısını Boşnaklar, yüzde 31'ini Sırplar, yüzde 15 kadarını ise Hırvatlar oluşturuyor. Geri kalanlar ya Romanlar ve Yahudiler gibi resmî olarak tanınan 17 azınlıktan birine mensup ya da son nüfus sayımında herhangi bir etnik aidiyet belirtmeyenler.

Boşnakça, Sırpça ve Hırvatça eşit statüde resmî diller olarak kabul ediliyor.

Devletin en üst makamında üç üyeli Devlet Başkanlığı Konseyi bulunuyor. Konseyde üç kurucu halkın her birinden bir temsilci yer alıyor. Parlamentonun üst kanadı ile önemli hükûmet görevleri de aynı etnik denge esasına göre paylaştırılıyor.

Hem siyasette hem de toplumsal yaşamda bu üç grup arasındaki sıkı oransal dengenin korunması temel önem taşıyor. Ancak bu durum çoğu zaman etnik çıkarların öne çıkmasına ve karar alma süreçlerinin tıkanmasına yol açıyor.

Savaşın sonuçları

Ülkenin karmaşık, anlaşılması güç ve çoğu zaman işlevsiz yapısı 1995 tarihli Dayton Barış Anlaşması'yla ortaya çıktı. Amaç, Yugoslavya'nın dağılmasını izleyen ve üç buçuk yıl süren Bosna Savaşı'nı sona erdirmek, birbirine düşman üç halk arasındaki güç dengesini hukuken güvence altına almaktı.

1992-1995 yılları arasında süren savaşta üç halkın silahlı güçleri birbirleriyle çatıştı. Boşnak ve Hırvat tarafları başlangıçta kendi aralarında da savaştı, daha sonra Sırp Cumhuriyeti ordusuna karşı ittifak yaptı. Savaş boyunca komşu ülkeler Sırbistan ve Hırvatistan da çatışmalara aktif biçimde müdahil oldu.

Savaş sırasında ülkenin geniş kesimleri harabeye döndü ve çok sayıda savaş suçu işlendi. Bunların arasında başkent Saraybosna'nın yaklaşık dört yıl süren kuşatılması ile Sırp güçlerinin Srebrenitsa'da gerçekleştirdiği soykırım da bulunuyor.

Savaşta yaklaşık 100 bin kişi hayatını kaybetti. "Etnik temizlik" olarak adlandırılan uygulamalar nedeniyle yaklaşık 2,2 milyon kişi yerinden edildi. Bu insanlar ya ülke içinde başka bölgelere ya da yurt dışına kaçtı.

Savaş ancak, başta ABD olmak üzere uluslararası toplumun daha güçlü biçimde devreye girmesinin ardından, ABD'nin Dayton kentindeki askerî üste barış anlaşması yapılmasıyla sona erdirilebildi.

Bağımsızlık mı, uluslararası vesayet mi?

Bosna-Hersek, Dayton Barış Anlaşması'ndan bu yana uluslararası alanda tartışmasız biçimde tanınan ve Birleşmiş Milletler'de temsil edilen bir devlet olmasına rağmen, bugün fiilen kısmen bağımsız hareket edebiliyor.

Bunun en belirgin göstergelerinden biri, uluslararası toplumun kurduğu Bosna-Hersek Yüksek Temsilciliği.

Yüksek Temsilci, 1995'ten bu yana Dayton Anlaşması'nın sivil hükümlerinin uygulanmasını denetliyor. Bu görev ve yetkiler Dayton Anlaşması'nın 10 numaralı eki ve Barış Uygulama Konseyi çerçevesinde şekilleniyor.

Yüksek Temsilci oldukça geniş yetkilere sahip. Demokratik yollarla seçilmiş yetkilileri görevden alabiliyor, yasa çıkarabiliyor, yeni kurumlar oluşturabiliyor ve demokratik kurumların aldığı kararların önüne geçebiliyor.

Bu yetkiler, Aralık 1997'de Bonn'da yapılan Barış Uygulama Konseyi toplantısında kararlaştırıldığı için genellikle "Bonn yetkileri" olarak adlandırılıyor. Yüksek Temsilci, 2002 ile 2011 yılları arasında aynı zamanda Avrupa Birliği'nin Bosna-Hersek Özel Temsilciliği görevini de yürüttü.

Bugün bu makamın hâlâ gerekli olup olmadığı yoğun biçimde tartışılıyor. Destekleyenler, Yüksek Temsilci'nin ülkenin birliğinin ve işleyişinin korunması açısından bir güvence olduğunu savunuyor. Eleştirenler ise bu makamın, ülkede demokratik kültürün gelişimini olumsuz etkilediği görüşünde. Onlara göre mevcut düzen, yerel siyasetçileri kendi kararlarının sorumluluğunu üstlenmekten bir ölçüde kurtarıyor.

Ayrılıkçı eğilimler

Yüksek Temsilcilik makamına en sert eleştiriler Sırp Cumhuriyeti'nden geliyor. Uzun yıllar Sırp entitesinin liderliğini yapan, bugün de RS'nin en etkili siyasetçilerinden olan Milorad Dodik, bu makamı ve Bosna-Hersek devletinin bütünlüğünün korunmasına verilen uluslararası desteği, defalarca dile getirdiği ayrılıkçı hedeflerinin önünde engel olarak görüyor.

Dodik, hem Belgrad'dan hem Moskova'dan güçlü destek alıyor. ABD'deki Donald Trump yönetiminden de giderek daha fazla siyasi destek bulan Dodik, Bosna-Hersek devletinden ayrılmaya yönelik farklı senaryoları gündemde tutuyor.

Dodik ve RS'nin siyasi elitine göre, Bosna-Hersek son derece merkeziyetçi ve üniter bir yapıya sahip; bu da Sırp halkının özerkliğini ve egemenliğini zedeliyor. Dodik'in ayrılıkçı siyaseti ve RS'deki etkisi bugün Bosna-Hersek siyasetinin başlıca gerilim alanlarından biri olmayı sürdürüyor.

Benzer bir rahatsızlık ülkedeki Hırvat siyasi temsilciler arasında da bulunuyor. Ancak ayrılmak Hırvat siyasetçilerin gündeminde yer almıyor. Bunun yerine Saraybosna'daki merkezi hükûmet karşısında daha fazla özerklik elde etmeye çalışıyorlar. Bu kapsamda üçüncü, Hırvatlara ait bir entitenin kurulmasını da talep ediyorlar. Bu planın en önemli müttefiklerinden biri, komşu AB ülkesi Hırvatistan.

Perspektif Avrupa Birliği

Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi tıkanıklıktan çıkış yollarından biri olarak Avrupa Birliği'ne yakınlaşma gösteriliyor. Ülkede "Avrupa perspektifi" olarak adlandırılan bu hedefi, resmî olarak bütün önemli siyasi aktörler destekliyor.

Bosna-Hersek, 2016 yılında AB üyeliği için başvuruda bulundu. Avrupa Konseyi de Mart 2024'te ülkeyle üyelik müzakerelerinin başlamasına yeşil ışık yaktı. Ancak müzakere çerçevesinin kabulü ve sürecin ilerlemesi, gerekli reformların yapılmasına bağlı.

Bunların başında hukukun üstünlüğü, yolsuzlukla mücadele, organize suçların takibi ve devlet kurumlarının işlevselliğinin artırılmasını geliyor.

AB, 2007'den bu yana katılım öncesi mali yardım çerçevesinde Bosna-Hersek'i destekliyor. Ülkenin ayrıca, Avrupa Komisyonu'nun Batı Balkanlar'a yönelik Ekonomi ve Yatırım Planı'ndan da yararlanması öngörülüyor. Ancak süregelen ayrılıkçı söylemler ve politikalar nedeniyle Sırp Cumhuriyeti entitesine yönelik bazı altyapı fonları askıya alınmış durumda.

Seçimlerde ne değişecek?

İşte Bosna-Hersek böyle bir ortamda, 4 Ekim'de genel seçimler için sandık başına gidiyor. Seçmenler üç üyeli Devlet Başkanlığı Konseyi'nin yanı sıra devlet parlamentosunu, Sırp Cumhuriyeti başkanlığı ile meclisini, Bosna-Hersek Federasyonu Parlamentosu'nu ve federasyona bağlı 10 kantonun meclislerini belirleyecek.

Merkez Seçim Komisyonu (CIK), seçimlere 75 siyasi parti, 29 koalisyon ve dört bağımsız adayın katılımını onayladı.

Seçimlerde ilk kez biyometrik seçmen kimlik doğrulama sistemi, oy pusulası tarayıcıları ve sonuçların elektronik iletimi kullanılacak.

Seçmen ve siyasiler neyi tartışıyor?

Yarışta Boşnak Demokratik Eylem Partisi (SDA), Sırp Bağımsız Sosyal Demokratlar İttifakı (SNSD) ve Bosna-Hersek Hırvat Demokrat Birliği (HDZ BiH) gibi etnik temelli köklü partilerin yanı sıra Sosyal Demokrat Parti (SDP) gibi Avrupa yanlısı siyasi güçler de öne çıkıyor. Kampanyanın başlıca konuları arasında ekonomik durgunluk, göç, yolsuzlukla mücadele ve AB üyelik süreci bulunuyor.

Seçimin temel tartışma alanlarından biri de ülkenin idari yapısı ve merkezi devlet ile entiteler arasındaki yetki paylaşımı. Sırp Cumhuriyeti'ndeki SNSD daha fazla entite özerkliğini ve merkezi kurumların yetkilerinin sınırlandırılmasını savunurken, diğer siyasi aktörler Dayton düzeninin korunması veya devlet kurumlarının güçlendirilmesi yönünde farklı görüşler dile getiriyor.

4 Ekim seçimlerinin sonuçları, Bosna-Hersek'in kurumsal yapısının yanı sıra AB'ye entegrasyon sürecini de etkileyebilir.

DW

DİĞER HABERLER
Konut krizinin sembolü haline gelen yaşlı kadın evine dönebilecek!!

Konut krizinin sembolü haline gelen yaşlı kadın evine dönebilecek!!

03-10-2026 - Avrupa

G7, ABD'nin dizel baskısı sonrası 100 milyon varillik petrol rezervini piyasaya sürme kararı aldı

G7, ABD'nin dizel baskısı sonrası 100 milyon varillik petrol rezervini piyasaya sürme kararı aldı

03-10-2026 - Avrupa