Sıcak hava dalgalarında neden daha çok kadınlar ölüyor?

SAĞLIK - 10-08-2026 10:46 281 kez okundu.

Sıcak hava dalgalarında neden daha çok kadınlar ölüyor?

Birçok ülkede sıcak hava dalgalarında kadın ölümleri erkeklerden fazla. Ancak araştırmacılar bunun ana sebebinin kadınların biyolojik özellikleri olmadığını söylüyor.

Avrupa'da son dönemde yaşanan sıcak hava dalgalarında dikkat çekilen bir tablo var: Kadınlar erkeklerden daha fazla hayatını kaybediyor. 35 ülkenin ölüm verilerinden yararlanan bir araştırma, Avrupa'da sıcaklık rekorlarının kırıldığı 2022 yazında sıcağa bağlı kadın ölümlerinin erkeklerden yüzde 56 daha fazla olduğunu ortaya koydu.

Robert Koch Enstitüsü'ne göre, Temmuz ortasına kadar sıcağa bağlı yaklaşık 9 bin 800 ölümün kaydedildiği ve 2016'dan bu yana en ölümcül sıcak mevsimin yaşandığı Almanya'da da veriler özellikle bu genel ortalamayla benzerlik gösteriyor.

Hormonlar sıcak hava dalgalarını kadınlar için daha tehlikeli mi kılıyor?

Son dönemdeki bazı haberlerde, "kadın bedeninin aşırı sıcağa daha dayanıksız olduğu" yönündeki hormonal açıklamalar öne çıkarıldı. Buna göre kadınlar daha az terliyor, vücutlarında daha fazla yağ taşıyor ve progesteron vücut çekirdek sıcaklığını yükseltiyor.

Ancak sıcağın insan vücudu üzerindeki etkisini araştıran bilim insanları, bunun büyük ölçüde yanlış olduğunu belirtiyor. Helmholtz Münih Epidemiyoloji Enstitüsü Müdür Yardımcısı ve çevre epidemiyoloğu Alexandra Schneider şöyle diyor:

"Araştırmalar, genel olarak kadınların sıcağa karşı erkeklerden yalnızca biraz daha hassas olduğunu gösteriyor. Bu gerçekten çok güçlü bir işaret değil."

Diğer yandan her iki cins arasında küçük bazı farklıların var olduğu da gerçek. Kadınların terleme oranı daha düşük, vücut büyüklüklerine oranla cilt yüzeyleri daha az ve yağ dağılımları ısı düzenlemesini etkiliyor. Hormonlar da rol oynuyor, ancak bu etki yaşamın her döneminde aynı düzeyde değil.

Schneider özellikle bir gruba dikkat çekiyor: Kalp-damar hastalıkları riskinin arttığı menopoz sonrası dönemdeki kadınlar. Schneider'e göre mevcut kalp hastalığı bulunan yaşlı kadınlar muhtemelen en yüksek risk grubunda yer alıyor.

Ancak Schneider bu durumlarda bile sıcak hava dalgalarında kadınlar arasında görülen ek ölümlerin temel nedeninin biyoloji olduğunu düşünmüyor. Schneider şöyle diyor:

"Kadınların yaşadığı koşullar ve içinde bulunduğu toplumsal çevre, yalnızca hormonal durumdaki farklılıklardan muhtemelen çok daha büyük bir risk oluşturuyor."

Biyolojik fark değil, araştırma eksikliği

Kanada'daki Brock Üniversitesi'nde insan hareket bilimleri profesörü olan ve insanların aşırı çevre koşullarına verdiği tepkileri araştıran Toby Mündel, kadınların sıcak hava dalgalarında ölme ihtimalinin daha yüksek olduğu iddiasının gerçek bir biyolojik temeli bulunup bulunmadığı sorulduğunda, bu etkinin "abartıldığını" söylüyor.

Mündel'e göre bir kişinin sıcak hava dalgasıyla nasıl başa çıktığını en fazla belirleyen etkenler yaş, vücut büyüklüğü, fiziksel kondisyon ve alışılmış hareketlilik düzeyi. Biyolojik cinsiyet ise bunların arasında yer almıyor.

Terleme buna bir örnek. Kadınlar daha az terlese de bu onları daha savunmasız hâle getirmiyor. Çünkü vücutları başka bir yolla bunu telafi ediyor. Mündel şöyle diyor:

"Kadınlar cilde kan akışını, yani damar genişlemesini erkeklerden çok daha iyi sağlıyor. Bu, kan damarlarının daha verimli biçimde genişlediği ve ısının vücuttan uzaklaşabileceği yüzeye daha kolay taşındığı anlamına geliyor."

Mündel'e göre, birçok kişinin tehlikeli olduğunu düşündüğü hamilelik de buna başka bir örnek:

"Hamilelik ilerledikçe kadın sıcağa karşı aslında daha dayanıklı hâle geliyor. Fizyoloji ile yaşam koşulları arasında net bir ayrım söz konusu. Hamile kadınların aşırı sıcakta, ağır ve açık hava işlerinde çalıştırılmaması için haklı gerekçeler var. Ancak bunun nedeni, bedenlerinin sıcağa dayanıksız olması değil."

Veriler neden aksini gösteriyor?

Mündel'in yaklaşımı, kısmen hangi verilerin ölçüldüğüne dayanıyor. Araştırmalar çoğu zaman hastane ve acil servis başvurularını sayıyor. Kadınların tıbbi yardım arama ihtimali ise erkeklerden çok daha yüksek. Mündel şöyle diyor:

"Bu fizyolojik bir durum değil. Gerçekten daha mı fazla zorlanıyorlar, yoksa yalnızca daha erken mi yardım istiyorlar?"

Mündel, bütün bunların temelinde bir araştırma eksikliğinin bulunduğunu vurguluyor:

"Erkekler hakkında yaklaşık yüz kat daha fazla veri ve kanıtımız var. Kadınlar hakkında ise neredeyse hiçbir şey yok. Bu, kedilerle köpekleri karşılaştırmak gibi."

Almanya'dan gelen rakamlar da aynı yönde işaret veriyor. Robert Koch Enstitüsü, kadınlar arasındaki ölüm sayısının daha yüksek olmasını, en ileri yaş gruplarında kadınların nüfus içindeki payının daha fazla olmasıyla açıklıyor. Enstitünün tahminleri, her 100 bin kişi başına düşen ölüm sayısını da gösteriyor. Bu ölçüte göre tablo tersine dönüyor.

Bu yaz ileri yaş gruplarının tamamında erkeklerin ölüm oranı kadınlardan daha yüksek. Başka bir ifadeyle sıcak hava dalgalarında daha fazla kadının ölmesinin nedeni, çok ileri yaşa ulaşmış kadınların sayısının daha fazla olması.

Kadınlar için asıl risk biyolojik özellikler değil

Fark fizyolojik değilse nereden kaynaklanıyor?

Londra Üniversitesi Royal Holloway'de araştırmacı olan Laurie Parsons; sıcaklık stresinin inşaat, tekstil fabrikaları, tarım, şoförlük ve sokak satıcılığı gibi alanlarda küresel ekonomi içinde nasıl yayıldığını araştırıyor.

Parsons'a göre kadınlar, genel olarak çalışma sürelerinin erkeklerden yüzde 30 ila 50 daha fazlasını sıcaklık stresi sınırlarının üzerinde geçiriyor. Aynı işi yapan kadınlarla erkeklerin karşılaştırıldığı inşaat sektöründe bu oran yaklaşık yüzde 50'ye çıkıyor.

Parsons, bunun nedenlerinin yapısal olduğunu savunuyor:

"Kadınlar aynı iş için çoğu zaman daha fazla kıyafet giyiyor. Erkekler mola isteme konusunda daha özgüvenli davranıyor. Erkeklerin yaptığı iş fiziksel açıdan açıkça ağır olduğunda, sıcaklık riski olarak kabul ediliyor ve dinlenme hakkı tanınıyor. Kadınların işi ise daha kesintisiz sürüyor, dışarıdan bakıldığında daha az yorucu görünüyor ve bu nedenle aynı rahatlama sağlanmıyor."

Parsons bunu uçak kazası ile asbeste maruz kalma arasındaki farka benzetiyor. Biri ani ve görünür bir felaket, diğeri ise kolayca gözden kaçan, yavaş ve sürekli bir zarar:

"Erkeklerin maruz kaldığı sıcaklık stresi daha yüksek ve belirgin tepe noktaları gösteriyor. Fiziksel zorlanmanın görece görünür olduğu bu anlara müdahale edilebiliyor. Kadınların sıcaklık stresi ise sürekli var, ancak çalışma günü içinde aynı belirgin zirveler görülmediği için çok daha az fark ediliyor."

Parsons'a göre vardiya sona erdiğinde de eşitsizlik devam ediyor. Erkekler dinlenirken kadınlar yemek yapıyor, temizlikle ve çocuk bakımıyla ilgileniyor.

Sıcaklık ücretleri de azaltıyor. Parsons, en kolay ölçüm yapılabilen tekstil sektöründe sıcaklık stresine maruz kalan çalışanların yaklaşık yüzde 30 daha az üretken olduğunu söylüyor.

Kayıtlı işlerde çalışanlar, günün en sıcak saatlerinde daha uzun süre çalışarak bu kaybı telafi etmeye çalışıyor. Parsons bunu sağlık koşullarının kötüleştiği ve üretimin azaldığı "kısır döngü" olarak tanımlıyor. Serbest çalışanların ise böyle bir güvencesi bulunmuyor. Onlar açısından sıcaklık stresi doğrudan daha az gelir anlamına geliyor. Bunun etkisi zamanla ailenin tamamına yayılıyor.

Parsons'a göre, çıkış noktasındaki varsayım hatalı:

"Sıcaklık stresi, atmosferik bir koşul değildir. Belirli atmosfer koşulları içinde ortaya çıkan toplumsal bir durumdur."

DW

DİĞER HABERLER
Bilim insanları yeni pandemi için erken uyarı yöntemi geliştirdi

Bilim insanları yeni pandemi için erken uyarı yöntemi geliştirdi

05-08-2026 - SAĞLIK

Süt dışında kemiklere yarayacak beş yiyecek

Süt dışında kemiklere yarayacak beş yiyecek

03-08-2026 - SAĞLIK