Üst düzey bir Husî yetkili, Washington’un grubun Bab el-Mendeb’e ilerleyince temas kurduğunu belirtti. ABD medyası ise Trump’ın Veliaht Prens Muhammed bin Selman’la görüşme sonrası planlı saldırıları son anda iptal ettiğini yazdı.
Yemen'deki Husiler, Washington'a Kızıldeniz'de ABD gemilerine saldırmayacakları güvencesini verdi. Üst düzey bir Husi yetkiliye göre bu güvence, ABD'nin gruba yönelik planlanan askeri saldırıları son anda iptal ettiğine dair haberlerin ardından geldi.
Husi siyasi bürosu üyesi Muhammed el-Buhayti, Washington'un bu ayın başlarında Husilerin Yemen'in batı kıyısı boyunca hızla ilerleyip Bab el-Mendeb Boğazı'na ulaşmasının ardından grupla temas kurduğunu söyledi.
El-Buhayti, boğazda Suudi düşmanı dışında ne Amerika Birleşik Devletleri'ni ne de başka herhangi bir ülkeyi hedef almadıklarını teyit ettiklerini belirterek, bunun halen geçerli olduğunu vurguladı.
El-Buhayti, herhangi bir ülkenin Suudi Arabistan'la birlikte Yemen'e yönelik saldırganlığa dahil olması halinde, hareketin birden fazla cephede savaşabilecek kapasiteye sahip olduğunu savundu.
Bugün Yemen'in, yalnızca iç çatışma değil, aynı zamanda uluslararası düzeyde bir savaşı da yürütebilecek durumda olduğunu söyledi.
Husi saldırılarının, Riyad yönetimi Yemen'de Husilerin kontrolündeki bölgelere yönelik on yılı bulan ablukayı sonlandırıp grubun kontrolündeki Kızıldeniz limanlarına gemilerin girişine izin verene kadar komşu Suudi Arabistan'ı hedef almaya devam edeceğini belirtti. Bu koşullar sağlandığında müzakereye hazır olacaklarını dile getirdi.
Washington'dan çelişkili mesajlar
El-Buhayti'nin açıklamaları, ABD medyasında Başkan Donald Trump'ın Pazar günü, Suudi Arabistan'ın fiili lideri Veliaht Prens Muhammed bin Selman'la yaptığı telefon görüşmesinin ardından İran destekli grubu hedef alma kararı alıp saldırıdan yalnızca birkaç saat önce Husilere yönelik planlanan baskını son anda iptal ettiğine dair haberlerin yayımlanmasının ardından geldi.
Washington'un çatışmalarda Riyad'ın safına katılmayı değerlendirdiğine dair önceki bir işaret olarak Trump, hafta sonunu geçirmek üzere bulunduğu Maryland kırsalındaki başkanlık ikametgâhı Camp David'den ayrılarak beklenmedik biçimde Beyaz Saray'a döndü.
Beyaz Saray, erken dönüşe dair bir gerekçe açıklamadı ve söz konusu haberlere yorum yapmadı. Bunun yerine ABD, Pazar günü yaptığı uyarıda, Yemen'de savaşın yeniden başlamasından bu yana ilk kez Riyad'ı hedef alan bir füze saldırısının ardından, Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki çatışmaların tırmanabileceğini bildirdi.
Cumartesi günü Suudi başkentinde şiddetli patlamalar duyuldu; petrol devi Aramco'nun logosunu taşıyan bir yakıt tankı, Riyad havalimanını hedef aldığı anlaşılan saldırıda alev aldı.
ABD Dışişleri Bakanlığı, bu askeri çatışmanın hızla tırmanma potansiyeline sahip olduğu uyarısında bulunarak Orta Doğu dışındaki ABD vatandaşlarına, bölgeye ve bölge üzerinden yapacakları seyahatleri ciddi biçimde yeniden değerlendirmeleri çağrısı yaptı.
Ayrıca Dışişleri Bakanlığı, ABD hükümeti çalışanlarının, Kızıldeniz kıyısındaki önemli bir petrol ihracat terminaline ev sahipliği yapan ve daha önce Husi saldırılarının hedefi olan Taif ve Yenbu kentlerine seyahatini kısıtladı.
Son haftalarda Husilerin Yemen topraklarının geniş kesimlerini ele geçiren yıldırım harekâtı yüzlerce kişinin ölümüne yol açtı ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Ajansı'na göre 110 binden fazla insanı yerinden etti.
Husiler, Yemen'in Kızıldeniz kıyısını ve stratejik önemdeki adaları ele geçirerek, enerji akışları ve küresel deniz taşımacılığı için hayati önem taşıyan ve İran'ın Hürmüz Boğazı'na abluka uygulamasıyla daha da kritik hale gelen Bab el-Mendeb üzerindeki kontrolü ele geçirmeyi amaçlar görünen bir planı hayata geçirdi.
Husiler, Bab el-Mendeb'de seyrüsefere yönelik, Suudi Arabistan'a ait gemiler dışında herhangi bir tehdit olmadığı konusunda ısrar ediyor.
Çatışmalar, dünyanın önde gelen ham petrol tedarikçisi Suudi Arabistan'ın ihracatını ve deniz trafiğini şimdiden sekteye uğrattı.
Husi harekâtının Temmuz ayında başlamasından bu yana ABD, müttefiki Suudi Arabistan'a yönelik çelişkili mesajlar veriyor. ABD medyasına göre Washington, geçen hafta Riyad'ın Husilere saldırı düzenlenmesi yönündeki tekrarlanan taleplerini reddetti.
Trump, geçen hafta sonu yaptığı açıklamada yönetiminin Husilerle 'görüşmeler yürüttüğünü' ancak bunun ne zaman gerçekleştiğini söylemedi. Husilerin kendilerini aradığını ve ABD ile savaşmak istemediklerini ilettiklerini belirten Trump, onların Washington'un çatışmaya dahil olmamasını tercih ettiğini ve gemilerin büyük bölümünün geçişine izin verdiklerini söyledi.
"Engellendi ve imha edildi"
Pazar günü ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü John Ratcliffe, Kahire'ye nadir bir ziyarette Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi ile bir araya geldi.
Ziyaret, bin Selman'ın da Mısır başkentinde bulunduğu ve el-Sisi ile birlikte Bab el-Mendeb'den güvenli ve emniyetli geçiş çağrısı yaptığı günlerden sadece birkaç gün sonra gerçekleşti.
Husilerin son saldırılarını kınayan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, NTV'ye yaptığı açıklamada, karşılıklı savunma paktı çerçevesinde ortak olan Suudi Arabistan ve Pakistan'la olası destek konusunda görüşmeler yürüttüklerini söyledi.
Bu çerçevede özellikle teknik alanlarda askeri ihtiyaçlar söz konusu olabileceğini belirten Fidan, böyle bir talebin karşılanmasında sorun yaşanmayacağını ifade etti.
Riyad liderliğindeki koalisyon, Pazar günü Husiler tarafından fırlatılan bir balistik füzenin başarıyla engellenip imha edildiğini açıkladı.
Koalisyon, Husilerin krallığın batısındaki çeşitli kentlerde, Kızıldeniz kıyısındaki önemli bir petrol ihracat merkezi olan Yenbu limanı da dahil olmak üzere sivilleri ve sivil altyapıyı hedef almaya çalıştığını belirtti.
Suudi Arabistan, Husi kontrolündeki bölgelere onlarca hava saldırısıyla karşılık verdi ancak Yemen'deki savaşçıların ilerleyişini durdurmayı başaramadı.
Saldırının sorumluluğunu üstlenen Husi askeri sözcüsü Yahya Seri, savaşçıların çok sayıda balistik ve seyir füzesi ile insansız hava araçlarının kullanıldığı iki başarılı askeri operasyon gerçekleştirdiğini söyledi.
Buna göre ilk operasyon Suudi başkenti Riyad'daki hassas noktalara, ikincisi ise Yenbu'daki Aramco tesislerine yönelikti.
Suudi stratejisi baskı altında
Uluslararası Kriz Grubu'na göre Husi ilerleyişi, Suudi Arabistan için, gemilerinin hem Hürmüz Boğazı'nda hem de Bab el-Mendeb'de tehlike altında olduğu giderek daha tehlikeli hale gelen iki boğazlı bir sorunu keskinleştiriyor.
Kuruluştan yapılan açıklamada Riyad'ın, Yemen hükümet güçlerini güçlendirerek, çok taraflı caydırıcılık düzenlemeleri inşa ederek ve Husiler ile İran'la iletişim kanallarını açık tutarak bu olasılığa hazırlanmaya çalıştığı belirtildi.
Açıklamada bu stratejinin üç ayağının da artık baskı altında olduğu vurgulandı.
Bu arada, Yemen'deki savaşın yeniden başlamasından bu yana Suudi başkentini tehdit eden ilk saldırı olan Riyad'a yönelik atak, King's College London'da Savunma Çalışmaları Kıdemli Öğretim Görevlisi Andreas Krieg'in ifadesiyle önemli bir psikolojik eşiği aştı.
Krieg, Suudi Arabistan'ın uzakta bulunan askeri veya enerji tesislerine yönelik aralıklı saldırıları, bizzat Riyad'ı hedef alan tekrarlanan tehditlere kıyasla daha kolay absorbe edebileceğini belirtti.
Havaalanları, yakıt depolama sahaları ve yerleşim alanları çevresindeki saldırıların, siyasi ve stratejik açıdan itidali sürdürmeyi çok daha zor hale getirdiğini ifade etti.
Söz konusu saldırı, Şubat sonlarında ABD ve İsrail'in Tahran'ı hedef almasıyla başlayıp İran'ın bölge çapında karşı saldırılarıyla devam eden ve yedi aydır süren savaşın sarsıntılarını yaşayan küresel ekonomi üzerindeki baskıyı daha da artırdı.
Pazar günü BM Genel Kurulu'na katılmak için New York'a hareket eden İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran'ın, yedi aydır süren savaş boyunca bloke ettiği Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmanın koşullarını, aracı ülkeler üzerinden ABD'ye ilettiğini belirtti.
Resmi adı Ensarullah olan Husiler, İran'ın bölgedeki çeşitli ülkelerde faaliyet gösteren militan gruplardan oluşan ve Lübnan'da Hizbullah, Gazze'de Hamas ile Irak'taki milisleri kapsayan, Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) tarafından farklı düzeylerde desteklenen, eğitilen ve silahlandırılan sözde Direniş Ekseni'yle bağlantılı.
euronews















