Üç gün sürecek seçimlerde 450 Duma sandalyesi ile 11 bölge valiliği için oy kullanılacak. Sandıkta yalnızca Putin’i ve Rusya’nın Ukrayna’daki devam eden savaşını destekleyen partiler yer alıyor.
Rusya’da halk, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 26 yıllık iktidarının ardından gücünü daha da pekiştirmesinin beklendiği, sıkı denetim altındaki üç günlük seçimler için cuma günü sandık başına gitmeye başladı. Oylama, Rusya’nın Ukrayna’daki topyekûn savaşının beşinci yılına girmesinin ardından devam ettiği bir dönemde gerçekleştiriliyor.
Sandıkta yalnızca Putin'i ve onun Ukrayna'daki savaşını destekleyen partiler yer alıyor: İktidardaki Birleşik Rusya, Komünist Parti, Adil Rusya, milliyetçi LDPR ve Yeni İnsanlar.
Ülke içinde faaliyet göstermeye devam eden tek açık savaş karşıtı parti olan Yabloko'nun seçime katılması yasaklandı. Parti, başlangıçta seçime girmesine izin verilmesinin ardından, özellikle gençler arasında sosyal medyada destek patlaması yaşamıştı.
İsminin açıklanmasını istemeyen bir Avrupalı diplomat, seçimleri 'büyük ölçüde bir aldatmaca' olarak nitelese de, bunları 'Kremlin'in gerekli gördüğü bir ritüel' diye tanımlayarak, Kremlin'in yüksek katılım sağlamaya çalışacağını ekledi.
Bağımsız gözlemciler, daha önce, seçmenlerin otobüslerle sandıklara taşınması, kamu kurumları çalışanlarına iktidar partisine oy vermeleri için baskı yapılması ve denetimi ile kontrolü daha kolay olduğu için çevrimiçi oylamanın teşvik edilmesi gibi, sonuçları etkilemek amacıyla devlet kaynaklarının kullanılmasını belgelemişti.
NEST Merkezi'nde Dönüşüm Süreçleri Analizi Bölümü Başkanı olan Rus siyaset bilimci Nikolay Petrov, "Sovyet döneminde olduğu gibi, seçimler vatandaşların sadakatini göstermek zorunda," dedi.
Seçimlerde 450 sandalyeli Devlet Duması'nın tamamı ile 11 federal bölgenin valilikleri belirlenecek; ülkenin geriye kalan tek savaş karşıtı partisinin pusuladan dışlanması ve seferberlik korkuları ise oylamanın üzerine gölge düşürüyor.
18-20 Eylül tarihleri arasında yapılacak seçimde, ayrıca 39 federal birimde bölgesel meclis üyeleri de belirlenecek.
Seçmenler 11 bölge başkanından 8'ini doğrudan seçerken, kalan 3'ü bölge parlamentoları tarafından belirlenecek. Polonya ile üç Baltık ülkesine açılan Rus sınır kapılarında da oy verme merkezleri kuruldu.
450 Duma sandalyesinin yarısı ülke çapındaki parti listeleri üzerinden, diğer yarısı ise tek üyeli seçim çevreleri aracılığıyla dağıtılacak.
Moskova'nın kontrolündeki Ukrayna topraklarının bir kısmında da Rus seçimleri için oy kullanılıyor; ne Kiev ne de Batılı ülkeler bu oylamaları meşru kabul ediyor.
Kremlin ordu yanlısı söylemi öne çıkarıyor
Seçim komisyonlarının verilerine göre, bu seçimlerde yarışan yaklaşık 200 aday, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşına bizzat katıldı.
Kremlin, onları Rusya'nın 'gerçek seçkinleri' olarak öne çıkarsa da, girişim esas olarak cephedeki Rus birliklerini takviye etmeye yönelik bir asker toplama aracı; adayların çok azının gerçekten seçilme şansı bulunuyor.
Oylama öncesinde Putin, Ruslara sandığa giderek 'savaşçılarımızın arkasında milyonlarca insanın durduğunu' göstermeleri ve 'Rusya'yı zayıflatmak isteyenlere cevap vermeleri' çağrısında bulundu.
Bu arada, Putin'in yalnızca eylül ayında üç gün içinde iki kez seferberlik planı olmadığını şahsen söylemesine rağmen, Ruslar yeni bir askerî seferberlik dalgasından endişe ediyor.
Bağımsız Rus medyası, yaklaşan bir seferberliğe ilişkin 17 resmî yalanlama saydı. Rusya, 2022 sonbaharında 300 bin yedek askeri silah altına çağırmış, bu da kamuoyunda ciddi bir endişe dalgasına ve savaş çağındaki erkeklerin ülkeden kitlesel göçüne yol açmıştı.
Rusya'da yasaklanan Carnegie Russia Eurasia Centre'dan Tatyana Stanovaya, yeni bir zorunlu asker toplama dalgasını olası görmediğini söyledi.
"Rusları bunun olmayacağına ikna etmek için o kadar çok çaba harcadılar ki," dedi. "Böyle bir şey olursa çok, ama çok şaşırırım."
Bugün Moskova sokaklarında, ülkede seçimlerin devam ettiğini gösteren belirgin işaret neredeyse yok.
Seferberlik korkuları, Ukrayna'nın savaş makinesini finanse etmekten mahrum bırakmak amacıyla Rus altyapısını hedef alan uzun menzilli insansız hava aracı saldırılarıyla daha da arttı; saldırılar yakıt kıtlıklarına ve milyarlarca avroya varan ekonomik kayıplara yol açtı.
Stanovaya'ya göre, Kremlin'in savaş konusunda toplumla yaptığı zımni anlaşmanın bu saldırılarla bozulduğunu düşünen çok sayıda Rus var.
Hapiste, sürgünde, ölü
Putin'in başlıca siyasi rakiplerinin tamamı ya hapiste, ya sürgünde ya da hayatta değil. En önde gelen muhalifi Aleksey Navalni, 2024'te bir Rus ceza kolonisinde hayatını kaybetti.
Putin'in siyasi rakiplerinin çoğu sürgüne zorlandı ve başlıca muhalifi Aleksey Navalni 2024'te Arktik bölgedeki bir hapishanede öldü.
Rusya'daki sürgündeki muhalifler, Kremlin karşıtı seçmenlere seçimleri boykot etmek yerine 'Putin'in partisine karşı' oy kullanmaları çağrısında bulundu.
Navalni'nin eşi Yuliya Navalnaya da savaş karşıtı Ruslara, pazar günü saat tam 12.00'de sandığa gitmeleri çağrısı yaptı.
Kremlin'in, yıllar boyunca siyasi çoğulculuk görüntüsü yaratmak ve liberal ya da memnuniyetsiz seçmenleri kendi içinde toplamak için var olmasına izin vererek amacına hizmet ettiğini söyleyen eleştirmenlere göre misyonunu tamamladığı düşünülen Yabloko ise aynı fikirde değil; sandığa gitmemenin daha doğru olduğunu savunuyor.
Parti başkanı Nikolay Rybakov, "Bizden yeniden, koyun gibi onların çaldığına oynayıp, Rusya ve Ukrayna'da insanların ölümüne neden olanlara oy vermemizi istiyorsunuz," dedi.
'Çılgın yazıcı'
Parlamento seçimleri geçmişte ciddi siyasi gerilimlerin kaynağı olmuştu: 2011'deki Duma oylamasında yaşanan kitlesel usulsüzlükler ve Putin'in başbakanlık görevinden yeniden cumhurbaşkanlığına dönmesi, Sovyetler Birliği'nin çöküşünden bu yana Rusya'da görülen en büyük sokak protestolarını tetikledi.
Putin 1999'dan bu yana Rusya'yı yönetiyor; Birleşik Rusya Partisi de 2000'li yılların başından beri ülke siyasetinde baskın konumda.
Putin döneminde Duma'nın yetkileri önemli ölçüde budandı. Kurum, büyük ölçüde Kremlin'in hazırladığı yasaları onaylayan bir organa dönüştü. Bu rolü, tartışmalı ve son derece kısıtlayıcı yasaları hızla onaylaması nedeniyle kamuoyunda 'çılgın yazıcı' lakabını almasına yol açtı.
Savaşa yönelik her türlü eleştiri, Rusya yasalarına göre 'orduyu itibarsızlaştırma' kapsamında değerlendiriliyor ve hapis cezasıyla sonuçlanabiliyor.
Yaşlı seçmenler, yaşam standartlarından şikâyet etmeye devam etseler de, hâlâ Putin'in en sadık destekçileri arasında yer alıyor.
euronews