ORTADOĞU
Giriş Tarihi : 14-03-2026 10:14

Türkiye'ye üçüncü füze: İran neyi hedefliyor?

Türkiye'ye üçüncü füze: İran neyi hedefliyor?

Adana İncirlik'te gece siren sesleri duyuldu, MSB İran'dan gelen füzenin NATO tarafından etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Peki İran Türkiye'yi neden hedef alıyor? Uzmanlar ne diyor?

İran'dan ateşlenen ve Türkiye hava sahasında düşürülen üçüncü füze Türkiye ile ilgili hava savunması tartışmalarını yeniden gündeme getirirken, uzmanlara göre savaşı bölgeye yaymak isteyen İran'a karşı Ankara ihtiyatlı tutumunu mümkün olduğunca sürdürecek.

Gece saatlerinde Türkiye'nin izniyle ABD'nin de kullanımında olan İncirlik Üssü'nden siren sesleri duyulduğu bildirildi.

Millî Savunma Bakanlığı, İran'dan atılan bir füzenin daha NATO unsurlarınca havada önlendiğini duyurdu.

İran'dan atılan üçüncü füzeye ilişkin tartışmalar sürerken, İran'ın neden Türkiye'deki üsleri de hedef almış olabileceği, NATO'nun konumu ve savaşın genel seyri gündemde önemli bir yer tutuyor.

Uzmanlara göre Türkiye'ye daha çok füze gelebilir, neden?

İran yönetimi, ilk iki füzenin kendilerinden geldiğini daha önce Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile yaptığı görüşmelerde reddetmişti.

Ancak şimdi yeni bir füzenin daha yönelmesi uzmanlara göre bunların İran topraklarından geldiğini açık bir şekilde gösteriyor.

Emekli Büyükelçi, Türk Atlantik Konseyi Başkanı Fatih Ceylan DW Türkçe'ye açıklamasında NATO sistemlerinin nereden geldiğini tespit etmesinde hata payının çok çok düşük olduğunu belirterek, şöyle konuşuyor:

"Çünkü bunlar hataya pek yer vermeyen sistemler. Havadayken hatayı düzeltebilecek sistemler, entegre devreler var. Dolayısıyla hata payını çok düşük görmek lazım. Zaten artık üçüncü Türk hava sahası ihlali. Bunu hata olarak görmek bence doğru olmaz."

İran'ın yeni Devrim Yüksek Lideri olarak seçilen Mücteba Hamaney son açıklamasında bölgedeki tüm ABD askeri üslerinin kapatılması gerektiğini, aksi takdirde İran'ın bu üsleri hedef almaya devam edeceğini dile getirerek "Komşularımızla dostluğa inanıyoruz ve sadece askerî üsleri hedef alıyoruz. Bunu kesinlikle sürdüreceğiz" demişti.

DW Türkçe'ye konuşan ve daha önce Tahran'da da görev yapan Emekli Büyükelçi Şafak Göktürk bu kapsamda bundan sonra "Türkiye'ye daha çok füze yönelmesinin" kendisine şaşırtıcı gelmeyeceğini belirtiyor.

Göktürk İran rejiminin düşünme sistematiği ile ilgili olarak ise şunları söylüyor:

"Sadece bu savaşla ilgili değil; İran her zaman bir sis perdesi yaratarak hareket etmeyi sever. Yalanı bilinçli olarak söyler ki hangisinin yalan, hangisinin doğru olduğu ile ilgili karşı taraf düşünmeye devam etsin. Karşı taraf bu yalana inansın ya da inanmasın, neyi doğru neyi yanlış söylediği anlaşılmasın diye bunu yapar."

Göktürk, bazı kesimlerde dillendirilen "Washington'un Ankara'yı savaşa çekmeye çalıştığı" iddialarına ise katılmayarak, aksine ABD'nin savaşın yayılmasını istemediğini, İran'ın ise çatışmayı bölgesel olarak genişletmeye çalıştığını ifade ediyor.

Balistik füzeleri önlemede NATO'nun alternatifi var mı?

İran'dan yönelen füzeleri NATO sistemlerinin tespit ederek düşürmesi uzmanlara göre Türkiye'nin hava savunma sitemine dair bazı tespitleri gösteriyor.

Büyükelçi Ceylan, Türkiye'nin kendi radarları olduğunu ama balistik füzeleri vuracak hava savunma sisteminin olmadığını söyleyerek, Rusya'dan alınan tartışmalı hava savunma sistemi S-400'ler ile ilgili şunları söylüyor:

"Zaten S-400 de bunları vuramaz. S-400 bir ağa bağlı çalışmadığı sürece etkisi ve vuruş kabiliyeti çok düşük. S-400'lerin çalıştığına dair de aslında hiçbir işaret yok. Bir de Türkiye'de şu an erken uyarı AWACS uçakları uçuyor sanırım haberlere göre. Şimdi böyle bir ortamda S-400'ü zaten çalıştıramazlar. Onun için ister istemez, özellikle yüksek irtifa füze savunma sistemlerinde NATO'ya güvenmek durumundayız. Bunun başka alternatifi şu anda yok."

NATO 5'inci madde devreye girer mi?

Türkiye'ye yönelen füzelerle ilgili bir başka tartışma konusu ise NATO'nun 5'inci maddesinin devreye girip girmeyeceği ile ilgili.

NATO'nun 5'inci maddesi, bir NATO ülkesine yapılan silahlı saldırının tüm NATO üyelerine yapılmış sayılmasını öngörüyor, ancak çok ender zamanlarda işletiliyor. En son ABD'de İkiz Kulelere 11 Eylül 2001'de yapılan saldırıda devreye girmişti.

Türkiye'nin NATO'daki eski Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ceylan bu maddenin hangi şartlarda ve nasıl devreye sokulabileceğini şöyle anlatıyor:

"Şu an zaten Türkiye topraklarını vuran bir füze yok. Havada imha ediliyorlar. Herhangi bir saldırıya maruz kalındığında ise saldırıya maruz kalan ülke eğer 5'inci maddeyi işletmek ister ise o yönde bir iradesi varsa bunu NATO'ya götürür. Ama o ülke bunu istemezse madde doğrudan işletilemez. Diyelim ki NATO'ya başvuru yapıldı; o zaman da yine otomatik işlemez. Konsey'in karar alması gerekir. Burada 'consensus' ilkesi aranır, yani görüş birliği."

Bu arada Ceylan, 5'inci madde değil ama 4'üncü maddenin işletilebileceğini belirtiyor ve şöyle konuşuyor:

"Bence 4'üncü maddenin işletilmesi lazım. Mesela Suriye krizinde biz bunu işlettik. Ama belki Ankara olayı fazla da boyutlandırmak istemiyor olabilir, onu da anlıyorum. Çünkü bu savaşa müdahil olmak anlamına gelir."

NATO'nun 4'üncü maddesi, bir üye ülke güvenliği, toprak bütünlüğü veya siyasi bağımsızlığının tehdit altında olduğunu düşündüğünde NATO müttefikleriyle istişare talep etmesine imkân veriyor.

 

Türkiye ihtiyatlı tutumunu sürdürür mü?

Peki ilk iki füzeye karşı itidalli davranan Ankara'nın üçüncü füze karşısında tutumu nasıl olabilir?

Büyükelçi Ceylan, bu konuda şunları ifade ediyor:

"Bence şu anda Ankara'yı en çok düşündüren konuların başında bu işten yara bere almadan nasıl kurtuluruz var. Şu ana kadar ihtiyatlı bir politika takip edildi. Bazı operasyonel bilgilerin kamuoyuyla paylaşılmasının yaratabileceği sakıncaları da anlıyorum. Bundan sonra da aynı tutum sürdürülür kanımca. Ama bakıldı ki daha geniş çaplı ve Türkiye'de de zarar veren bir darbe gelir, o zaman iş değişebilir."

"Şu anda temkinli ve iki tarafı da rencide etmeyecek bir dil kullanıyor olması olumludur" diyen Göktürk'e göre ise Türkiye'nin mevcut politikası tarafsızlıktan çok "neutralize olmuşluk" durumunu ifade ediyor.

Bunun nedenleri arasında Türkiye'nin hem ABD hem İran ile ilişkilerini gösteren Göktürk, "Türkiye bir yandan Trump yönetimine fazla bağlı bir hal aldı. İsrail'le birlikte hareket ettiği algısı İsrail'e söyleyeceği sözleri sınırlıyor. Diğer yandan İran'a yönelik saldırgan bir eylemin arkasında durması da söz konusu değil" diyor.

İran savaşı nereye evriliyor?

Öte yandan diğer bölge ülkelerinin yanı sıra Türkiye'yi de pek çok açıdan etkileyen savaşın seyri de tüm dünya başkentleri gibi Ankara'da da tartışılıyor.

Bunun bir "yıpratma savaşına" dönüşmeyeceğini düşünen Göktürk, "En sonunda İran kaybedecek, ama Amerika da kazanamayacak. Bu savaşın sonucu odur. Ama iki taraf da kendisine göre bir anlatı bulacak" öngörüsünü dile getiriyor.

Büyükelçi Göktürk'e göre İran'ın askeri gücü ABD ile kıyaslanamaz ölçüde daha zayıf olsa da ülkenin bazı yapısal avantajları var. Bunların başında da coğrafya geliyor.

"Amerika'nın askeri üstünlüğü var, baskın bir gücü var. Ama İran savunmadaki bir ülke ve ülke derinliği var. Çok darbe alıyor ama ülke derinliği içinde hâlâ korunma imkânına sahip" diyen Göktürk, İran'ın askeri stratejisinin doğrudan güç kullanımı kadar ekonomik ve psikolojik etkiler yaratmaya da dayanıyor.

İran'ı iyi bilen diplomatlardan Göktürk sözlerini şöyle sürdürüyor:

"İran'ın vermek istediği mesaj; 'bu savaş devam ederse ben daha fazla acıtırım. Ben en iptidai aletlerimle sizi yorarım ama siz sadece daha fazla bombalama yaparsınız' şeklinde. Bir taraf baskın askeri gücüne dayanıyor, diğeri yaptırtmadıklarına. Yani İran'ın yaptırtmadıkları; bölgede huzurun kalmaması, Hürmüz'ün kapanması, enerji krizinin büyümesi, bunun giderek dalga dalga ekonomilere yansıması gibi."

DW

AdminAdmin