Avrupa
Giriş Tarihi : 05-09-2026 12:03

5 AB ülkesi, göçmenleri 2027'de geri gönderme merkezlerine yollamayı hedefliyor

5 AB ülkesi, göçmenleri 2027'de geri gönderme merkezlerine yollamayı hedefliyor

Danimarka, Avusturya, Almanya, Hollanda ve Yunanistan, AB dışındaki hükümetlerle müzakere edilmesi planlanan geri gönderme merkezleri için ortak bir model üzerinde anlaşmaya vardı. İlk anlaşmanın yılbaşı civarında yapılması beklenirken, iş birliği yapılacak ülkelerin isimleri henüz açıklanmadı.

Beş Avrupa Birliği (AB) ülkesi, düzensiz göçmenleri AB dışında kurulacak geri gönderme merkezlerine göndermeye 2027 yılına kadar hazır olmayı beklediklerini açıkladı.

Açıklama, Danimarka'nın başkenti Kopenhag'da cuma günü düzenlenen ve Danimarka, Avusturya, Almanya, Hollanda ve Yunanistan'ın içişleri bakanlarının katıldığı toplantının ardından geldi. Bakanlar, beş ülkenin sığınma başvuruları reddedilen ve menşe ülkelerine geri gönderilemeyen sığınmacıların tutulması için planlanan "geri dönüş merkezleri" konusunda ortak bir model üzerinde anlaşmaya vardı.

Beş ülke grubu, merkezlerin henüz açıklanmayan bir veya birden fazla ortak ülkenin topraklarında kurulması için müzakerelerini sürdürüyor. Basında yer alan çeşitli haberlere göre Uganda ve Ruanda en güçlü adaylar arasında gösteriliyor.

Danimarka Göç Bakanı Morten Bødskov, "Bugünün yol gösterici ilkeleri, 2027 yılında ilk düzensiz göçmenleri AB dışındaki bir ortak ülkeye transfer etmeye hazır olmak için atılacak adımların temelini oluşturuyor" dedi.

Bødskov, merkezlerin "bir hapishane" ya da "gözaltı kampı" olmadığını savunarak, bunların "ortak ülkelerin düzensiz göçmenlere yeni bir şans verdiği" tesisler olacağını söyledi.

Beş ülkenin merkezlerin masraflarını tamamen karşılaması beklenirken, ortak ülkelere ek finansman, ticari ortaklıklar veya başka teşvikler de sunulabileceği belirtiliyor. Yol gösterici ilkeler belgesinde, "Bir geri dönüş merkezi sistemi, AB dışındaki ülkelerle eşit ve karşılıklı fayda sağlayan ortaklıklar yoluyla kurulacaktır" ifadesi yer aldı.

Yeni modelin, AB'ye yasa dışı yollarla göç edenlerin sayısında da belirgin bir azalmaya yol açması hedefleniyor. Avusturya İçişleri Bakanı Gerhard Karner, "Ortak hedefimiz yasa dışı göçü sıfıra yaklaştırmak" dedi.

Bu arada, potansiyel ortak ülkelerle görüşmelerin sürdüğünü belirten Yunanistan Bakanı Thanos Plevris, müzakerelerin "daha derin ve daha verimli hale geldiğini" söyledi. Plevris, yakın gelecekte bir anlaşma açıklamayı umduğunu ifade etti.

Beş bakanın eylül ayının sonunda Almanya'nın Münih kentinde yeniden bir araya gelmesi bekleniyor.

AB dışındaki ülkelerle yapılacak anlaşmalar, geri dönüş merkezlerindeki göçmenlere uygulanacak prosedürleri, kalış koşullarını ve projeye dahil olan AB ülkelerinin sorumluluklarını belirleyecek.

Bakanlar, projenin Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve Uluslararası Göç Örgütü (IOM) gibi uluslararası kuruluşlarla iş birliği içinde ve AB hukuku ile uluslararası yükümlülüklere tamamen uygun şekilde yürütüleceğini söyledi.

Avrupa Parlamentosu haziran ayında, üye ülkelere AB dışındaki ülkelerle anlaşmalar yaparak geri dönüş merkezleri kurma hakkı veren "şimdiye kadarki en katı" göç yasasını onayladı. Bir AB yetkilisi Euronews'e yaptığı açıklamada, "geri dönüş yönetmeliği"nin kabulünün sonbaharda gerçekleşmesinin ve nihai onayın AB ülkeleri tarafından verilmesinin beklendiğini söyledi.

AB ülkelerinin çoğunun geri dönüş merkezleri kurulmasına ilgi gösterdiği belirtilirken, İtalya'nın Arnavutluk ile benzer bir projesi halihazırda bulunuyor.

Geçtiğimiz haziran ayında AB liderlerine gönderilen ortak mektupta da 19 AB hükümeti, göç yönetimi açısından bunun "yenilikçi bir çözüm" olduğuna inandığını ortaya koydu. Bu durum, söz konusu merkezlerin öngörülenden daha erken hayata geçirilebileceğine işaret ediyor.

Geri dönüş merkezleri, Avrupa’da AB hukukuyla ve insan haklarının korunmasıyla ne ölçüde bağdaşacağı konusunda endişelere yol açtı. Fikir, Avrupa’daki sivil toplum kesimleri ve STK’lar tarafından sert biçimde eleştiriliyor.

Kayıt dışı göçmenlerin insan haklarını savunan Brüksel merkezli STK Picum’un direktörü Michele LeVoy, “İnsanları AB dışındaki sınır dışı merkezlerine göndermek, çocukları, yetişkinleri ve aileleri Avrupa’da kurdukları hayatlardan koparmak ve onları hiç bilmedikleri yerlerde uzun süreli gözaltına maruz bırakmak anlamına geliyor,” dedi.

Şimdiye kadar, göçmenleri AB dışındaki ülkelere aktarma girişimleri pek başarılı olmadı.

Birleşik Krallık, sığınmacıları başvurularının inceleneceği Ruanda’ya göndermeyi öngören planından vazgeçti. Danimarka da 2023’te benzer bir planı rafa kaldırdı, stratejisini ulusal bir yaklaşımdan Avrupa odaklı bir yaklaşıma çevirerek yeniledi.

İtalya, Arnavutluk’taki merkezlerinde ayda yaklaşık 3 bin göçmeni barındırmayı öngörüyordu. Ancak söz konusu tesisler Mart 2025’te sınır dışı merkezlerine dönüştürüldüğünden bu yana fiili sayı toplamda sadece 500 olarak bildirildi.

Toplam fatura 670 milyon euronun üzerine çıkarken, bir İtalyan üniversitesinin yakın tarihli araştırmasına göre, göçmenleri bu merkezlerde tutmak İtalya için onları kendi topraklarında ağırlamaktan çok daha maliyetli oldu.

euronews

AdminAdmin