Avrupa
Giriş Tarihi : 23-06-2026 10:20

Keir Starmer'ın istifasına giden süreçte neler yaşandı?

Keir Starmer'ın istifasına giden süreçte neler yaşandı?

Sir Keir Starmer, İşçi Partisi liderliğinden istifa ettiğini açıklayarak İngiltere başbakanlığı döneminin de sonunu ilan etti. Downing Street'teki resmi konutunun önünde yaptığı konuşmada, yerine geçecek isim belirlenene kadar görevde kalacağını söyledi.

Starmer'ın gözden düşüşü son derece çarpıcı oldu. Bundan iki yıldan kısa süre önce, genel seçimlerde elde ettiği ezici zaferi kutluyor ve yıllarca İngiliz siyasetine damga vuracak bir lider olarak görülüyordu.

Ancak şimdi, vaat ettiği gibi ülkeye "on yıllık bir ulusal yenilenme dönemi" yaşatmak yerine, kendi partisi tarafından görevden uzaklaştırılmış durumda.

Duygusal bir istifa konuşması yapan Starmer, partisinin kendisine şu soruyu yönelttiğini söyledi:

"Parlamentodaki parti grubumun bu soruya verdiği yanıtı duydum ve bunu olgunlukla kabul ediyorum."

Starmer'ın 2024 seçim zaferinde, önceki Muhafazakâr Parti hükümetine yönelik kamuoyu öfkesi önemli rol oynadı. Bu öfke, pandemi döneminde Downing Street'te düzenlenen partiler ve dönemin Muhafazakâr Başbakanı Liz Truss'ın mini bütçesinin yarattığı ekonomik çalkantılarla daha da büyümüştü.

 

Starmer'ın, İşçi Partisi'nin önceliğinin ekonomik istikrar olduğunu vurgulayan stratejisi başarılı oldu.

2024 seçim kampanyasını tek kelimelik bir slogan üzerine kurdu: "Değişim."

Kendisini de bu değişimin yüzü olarak sundu; sakin, yetkin ve yüksek ahlaki standartları temsil eden bir lider profili çizdi.

Ancak zaferi, ülke genelindeki oyların tarihsel olarak düşük bir oranıyla kazanılmıştı. Üstelik seçmenler nezdindeki popülaritesi, birkaç hata ve politika geri dönüşünün ardından haftalar içinde hızla düşmeye başladı.

Kendisini her zaman ulusal çıkarları önceleyen, pragmatik ve mantıklı bir lider olarak tanımlamıştı; ciddi zamanlar için ciddi bir siyasetçi olarak görülmek istiyordu.

Ancak görev süresinin sonunda, kendi milletvekilleri arasındaki giderek büyüyen bir eleştirmen kitlesi, onun net bir ideolojiye sahip olmadığını ve açıkçası siyasette çok da başarılı olmadığını düşünmeye başlamıştı.

En sık dile getirilen eleştiri, Starmer'ın yeterince güçlü bir amacı olmadığı ve iktidarla ne yapmak istediğini tam olarak bilmediğiydi.

Siyasete geç yaşta atılmıştı. Elli yaşlarını geçtikten sonra milletvekili olmuş, öncesinde hukuk alanında oldukça başarılı bir kariyer yürütmüştü.

Muhalifleri, İşçi Partisi'nin mesajlarını halka ulaştırabilecek iletişim becerilerinden yoksun olduğunu savunuyordu. Siyasette samimiyet ve duyguların öne çıktığı bir dönemde, Starmer çoğu zaman katı ve mekanik bir figür olarak algılanıyordu.

Kış yakıt yardımı kararı

Starmer ve Maliye Bakanı Rachel Reeves, Downing Street'teki ilk günlerinde Muhafazakârlardan devraldıkları ekonomik sorunların beklediklerinden çok daha ağır olduğunu söyledi.

Vergilerin artırılması gerekeceği mesajını verdiler.

Starmer daha sonra bunun hata olduğunu kabul etti ve seçmenlere daha fazla umut vermeleri gerektiğini söyledi.

Ancak kamuoyu araştırmacılarının daha sonra belirlediği dönüm noktası, Temmuz 2024'te hükümetin yaklaşık 10 milyon emekliye verilen kış yakıt yardımlarını kaldırma kararı oldu.

Araştırmalara göre Starmer'ın kişisel popülaritesindeki sert düşüş tam bu noktada başladı.

Geçen yıl bu politikadan geri adım attı. Ancak o zamana kadar, kamuoyunun ya da giderek daha isyankâr hale gelen milletvekillerinin hoşuna gitmeyen politikalardan geri dönme alışkanlığı edinmişti.

Başbakanlığının daha üçüncü ayında, göreve geldikten sonra aldığı 6 bin sterlinden (yaklaşık 8 bin dolar) fazla değerdeki hediye ve ağırlama masraflarını geri ödedi. Bunların arasında Taylor Swift konser biletleri de vardı.

 

Her ne kadar kurallara uygun olsa da bakanların zengin bağışçılardan binlerce sterlin değerinde ücretsiz hediyeler kabul ettiği haberleri kamuoyunda olumsuz karşılandı.

 

Trump ile beklenmedik dostluk

Starmer iç politikada sorunlarla mücadele ederken, uluslararası alandaki performansı nedeniyle övgü aldı.

ABD Başkanı Donald Trump ile beklenmedik bir dostluk geliştirdi ve Ukrayna savaşını sona erdirmeye yönelik müzakerelerde Avrupa ülkeleri arasında öncü rollerden birini üstlendi.

Ancak dış politikaya yoğunlaşması ve sık sık yurt dışı ziyaretlerine çıkması, eleştirmenlerinin ona "Hiç burada olmayan Keir" lakabını takmasına neden oldu.

İngiltere ile ABD arasındaki özel ilişki, Starmer'ın İran'a karşı savaşa dahil olmayı reddetmesinin ardından giderek gerildi. Bununla birlikte kamuoyu yoklamaları, seçmenlerin bu konuda başbakanı desteklediğini gösteriyordu.

İç politikada ise doktor grevleriyle karşı karşıya kaldı. İngiltere'ye küçük teknelerle ulaşan düzensiz göçmenlerin sayısı da artmaya devam etti.

Ekonomik büyümeyi en önemli önceliği ilan etmiş olmasına rağmen büyüme düşük kaldı. Ukrayna ve İran'daki savaşların etkileri de ülkedeki hayat pahalılığı baskısını artırdı.

Bu zorlu tablo ve hükümetin yaptığı hatalar, sağcı Reform UK partisinin işine yaradı.

Reform UK, 2025 ilkbaharında anketlerde İşçi Partisi'ni geride bıraktı ve o tarihten beri liderliğini koruyor.

Geçen yıl Mayıs ayında Reform UK, yerel seçimlerde ve belediye başkanlığı yarışlarında önemli başarılar elde etti. Ayrıca Runcorn ve Helsby ara seçimlerinde bir milletvekilliği kazandı.

Mandelson krizi

Starmer'ın liderliğine yönelik hoşnutsuzluk, kişisel anket sonuçları tarihi düşük seviyelere inerken daha da arttı.

Sonbaharda hükümet iki büyük krizle sarsıldı.

Bunlardan biri, ABD Büyükelçisi Lord Mandelson'ın, hüküm giymiş cinsel suçlu Jeffrey Epstein ile bağlantıları nedeniyle görevden alınmasıydı.

Diğeri ise Başbakan Yardımcısı Angela Rayner'ın bir daire satın alırken yeterli vergi ödemediği gerekçesiyle istifa etmesiydi.

Mandelson tartışması, ABD'nin Epstein dosyaları kapsamında yayımladığı yeni belgelerin ikili arasındaki ilişkinin boyutunu ortaya koymasıyla yeniden alevlendi.

Öfke, güvenlik soruşturması yetkililerinin endişelerine rağmen Mandelson'a güvenlik izni verildiğinin ortaya çıkmasıyla daha da büyüdü.

Starmer'ın bu durumdan ancak Nisan ayında haberdar olduğu belirtilse de Parlamento'yu yanıltmakla suçlandı. Çünkü daha önce atama sürecinde "tüm prosedürlerin eksiksiz uygulandığını" söylemişti.

Bu kriz aynı zamanda Starmer'ın Downing Street üzerindeki kontrolü ve Mandelson'ı göreve getirme kararındaki muhakemesi hakkında yeni soru işaretleri yarattı.

Birkaç hafta daha görevde kalmayı başarsa da otoritesi giderek eriyordu.

Bazı anketler, onu modern İngiliz tarihinin en sevilmeyen başbakanlarından biri olarak gösteriyordu.

Starmer ve yakın çevresi, seçmenlerin neden kendisinden bu kadar hoşlanmadığını tam olarak anlayamıyordu.

Pendle ve Clitheroe milletvekili Jonathan Hinder, Times gazetesine şöyle konuştu:

"Seçmenlerle yaptığınız konuşmalarda edindiğiniz izlenim şu: Keir aynı anda hem hiçbir şeyi temsil etmiyor hem de son derece ukala görünüyor. Üslubu, insanların iş yerlerinde nefret ettiği insan kaynakları prosedürcülüğünü temsil ediyor."

Son darbe

Mayıs ayında yapılan seçimler birçok İşçi Partili milletvekili için bardağı taşıran son damla oldu.

Parti Galler'de iktidarı kaybetti, İskoç Parlamentosu tarihindeki en kötü sonucunu aldı ve İngiltere'de yaklaşık bin 500 belediye meclisi üyeliğini kaybetti.

100'den fazla milletvekili kamuoyu önünde Starmer'ın istifa etmesini istedi.

Sağlık Bakanı Wes Streeting de hükümetin "sürüklenip gitmesini" ve "vizyon eksikliğini" eleştirerek görevinden ayrıldı.

Starmer ise geri adım atmadı.

Daha cesur adımlar atacağını söyledi ve NHS bekleme listelerinin düşmesi, yasal göçün ve küçük tekne geçişlerinin azalması gibi gelişmelerin ülkenin kendi liderliği altında toparlanmaya başladığını gösterdiğini savundu.

16 yaş altına sosyal medya yasağı planlarını açıkladı. Bu girişim, siyasi miras bırakma çabası olarak yorumlandı.

Destekçileri ise okullarda ücretsiz kahvaltı kulüplerinin yaygınlaştırılması gibi uygulamaların hayat pahalılığıyla mücadeleye katkı sunduğunu söylüyordu.

Her şeyden önemlisi, liderlik yarışının ülkeyi yeniden kaos ve istikrarsızlığa sürükleyeceği uyarısında bulundu.

Ancak bu sırada Wes Streeting artık açıkça liderlik için kampanya yürütüyordu.

Savunma Bakanı John Healey'nin savunma harcamalarına ilişkin planları protesto ederek istifa etmesi de Starmer'a yeni bir darbe vurdu.

Fakat Starmer'ın başbakanlığını sona erdiren asıl gelişme Andy Burnham'ın Westminster'a dönüşü oldu.

Uzun süredir başbakanlık hedefi bulunan Burnham, kuzeybatı İngiltere'deki Makerfield ara seçimlerinde yeniden milletvekili olmak için yarıştı. Amacı, ardından İşçi Partisi liderliği için aday olmaktı.

Burnham'ın, yerel seçimlerde Reform UK'ye oy veren bir bölgede bu partiyi açık farkla yenmesi, birçok İşçi Partili milletvekili tarafından partiyi bir sonraki genel seçime taşıyabilecek lider olduğunun kanıtı olarak görüldü.

Starmer istifa konuşmasında Burnham'ın adını anmadı.

Ancak yeni İşçi Partisi liderini belirlemek için bir yarış düzenleneceğini açıkladı. Bu yarışta başka adayların çıkıp çıkmayacağı ise henüz bilinmiyor.

Downing Street'teki evinin önünde kurulan kürsüden yaptığı konuşmada şunları söyledi:

"İki yıl önce bu sokağa yürüyerek gelmek hayatımın en gurur verici anıydı."

Yerine gelecek kişiye tam destek vereceğini söyledi.

Görev süresi boyunca nadiren görülen duygusal yönü ise konuşmasının son bölümünde ortaya çıktı.

"Ülkenin en büyük görevinden ayrıldığımda, en önemli görevime daha fazla zaman ayıracağım. Harika eşim Vic'e olabileceğim en iyi eş olmaya çalışacağım. İyi günde de kötü günde de yanımda bir kaya gibi durdu. Ve güzel çocuklarıma olabileceğim en iyi baba olmaya çalışacağım. Onlar benim gururum ve neşem."

BBC

AdminAdmin