Sırbistan'da Aleksandar Vuçiç'in seçimi kaybetmesinin ardından kamu televizyonları halktan özür diledi, yöneticileri istifa etti. Benzer bir gelişme Macaristan'da Victor Orban iktidarının sona ermesiyle de yaşanmıştı.
Sırbistan'da öğrencilerin oluşturduğu listenin, bugüne kadar neredeyse mutlak güce sahip olan Sırp İlerleme Partisi'ni (SNS) seçimlerde yüzde 52'lik bir oy oranıyla yenilgiye uğratmasının üzerinden henüz 24 saat geçmemişti ki, bir kamu yayıncısının haber sunucusu çarpıcı bir itirafla yayına başladı:
"Gerçekler gizlendi, yanlışlara göz yumuldu, tek taraflı bilgi verildi, eleştirel bir yaklaşım sergilenmedi. Sorulması gereken sorular sorulmadı ya da hiç soru sorulmadı. Bunun için izleyicilerimize özür borçluyuz."
Bu sözler, Sırbistan'ın kuzeyindeki Voyvodina bölgesinin kamu yayıncısı RTV tarafından hazırlanan ve ülke genelinde yayın yapan Sırbistan Radyo Televizyonu'nda (RTS) da yer alan haber programının sunucusu Goran Eror'a ait.
Kanal yöneticileri istifa etti
Seçimlerin hemen ardından, sendikanın baskısı üzerine RTV'nin genel yayın yönetmeni istifa etti.
Birkaç gün gecikmeyle daha büyük bir kamu yayıncısı olan RTS'de de benzer adım atıldı. Kurumun Genel Müdürü Manja Grçiç, sendika temsilcileriyle yaptığı görüşmelerin ardından 28 Ekim Çarşamba günü geç saatlerde görevinden ayrıldığını açıkladı. Grçiç yaptığı yazılı açıklamada, toplumun bazı kesimlerinin kendisinin görevde kalmasını "değişimin önünde engel" olarak gördüğünün farkında olduğunu belirtti.
RTV'nin izleyicilerden özür dilemesi, Macaristan'da yaşanan benzer gelişmeyi hatırlattı. Macaristan'ın ana kamu televizyonu, eski Başbakan Viktor Orban'ın Fidesz partisinin seçim yenilgisinden sonra ekranını karartarak şu mesajı yayımlamıştı:
"Kamu medyası yalan söyleyemez. Yıllarca yalan söylediğimiz için özür diliyoruz."
Eski iktidarın yandaş kanalına baskın
RTV'nin özründen birkaç saat sonra, Pazartesi akşamı, öfkeli bir grup vatandaş Belgrad'daki Informer televizyon kanalını bastı. Önceki hükümetin sözcüsü olarak görülen kanala giren kişilerin bazı cihazları tahrip ettiği ve yayını bir süreliğine kesintiye uğrattığı belirtiliyor. Genel Yayın Yönetmeni Dragan Vuçiçeviç ise şu iddiada bulundu:
"Beni öldürmek istediler."
Informer, yıllardır hükümeti eleştirenleri "hain", "terörist" ve "Ustaşa" olarak damgalayan çok sayıda bulvar medyasının başını çekiyor. Ustaşa, Nazi döneminde Sırplara, Yahudilere ve Romanlara karşı soykırım gerçekleştiren Hırvat faşistlerine verilen isimdi.
Cumhurbaşkanı sürekli ekranlarda
Bunlar, geçtiğimiz Pazar günü Sırbistan'da yaşanan siyasi depremin sonuçlarından yalnızca birkaçı. Yaklaşık 12 yıl boyunca cumhurbaşkanı ve başbakan olarak ülke siyasetinin her alanında varlık gösteren ve Sırbistan'ı sert biçimde yöneten Aleksandar Vuçiç iktidarını kaybetti. Profesörlerin, aktivistlerin ve sanatçıların yer aldığı öğrenci listesi parlamentoda çoğunluğu elde etti.
Sırbistan Seçim Komisyonunun 28 Ekim Çarşamba günü açıkladığı son verilere göre, öğrenci listesi 250 sandalyenin 140'ını kazandı. Vuçiç'in SNS partisi ise 104 milletvekili çıkarabildi. Şimdi öğrencilerin başbakanlık ve diğer önemli görevlere kimleri getireceği merakla bekleniyor.
Seçimlerden önce Vucic, son iki yıldır öğrencilerin yoğun protestoları ile karşı karşıyaydı. Protestolar 2024 sonunda Novi Sad kentinde yeni restore edilmiş bir tren istasyonunun çatısının çökmesiyle başlamıştı. Facia 16 kişinin ölümüne yol açmıştı. İnşaat çalışmalarında yolsuzluk yapıldığı ve işlerin usulüne uygun yürütülmediği şüphesi bulunuyor.
Aynı anda 40 kanalda birden
Eleştirmenler Sırbistan'da yıllardır kayırmacılığı ve devlet ile organize suç örgütleri arasındaki bağlantıları gündeme getiriyor. Ayrıca Vuçiç'i attığı her adımda takip eden ve siyasi hâkimiyetinin temel dayanaklarından birini oluşturan medya mekanizmasına da sürekli dikkat çekiyorlardı.
1990'lı yıllarda Slobodan Miloşeviç yönetiminde Enformasyon Bakanı olarak görev yapan Vuçiç, iktidarı boyunca medya üzerinde sıkı denetimini sürdürdü.
Vuçiç, son yıllarda uzun basın toplantıları veya canlı yayınlar aracılığıyla günde ortalama birden fazla kez kamuoyunun karşısına çıktı. Partisinin mitingleri zaman zaman yaklaşık 40 televizyon kanalı tarafından eş zamanlı yayımlandı.
Yayınların ne kadar tek taraflı olduğunu, bağımsız Sosyal Araştırmalar Bürosu BIRODI'nin verileri ortaya koyuyor. Seçim kampanyasının son haftalarında ülke genelinde izlenebilen beş televizyon kanalında Vuçiç, haber ve programların yüzde 96'sında olumlu şekilde sunuldu. Öğrencilerin oluşturduğu liste ise yayınların yüzde 95'inde olumsuz biçimde ele alındı.
Seçim gözlem kuruluşu Crta'nın geçen hafta yayımladığı verilere göre de ülke çapında yayın yapan televizyon kanalları, siyasetçilere ayırdıkları sürenin dörtte üçünü hükümet temsilcilerine verdi. Öğrencilerin oluşturduğu liste ise konu edildiği yayınların yüzde 80'inden fazlasında olumsuz biçimde sunuldu.
Basın özgürlüğü endeksi
Sırbistan'ın basın özgürlüğü alanındaki durumu da bu tabloyu yansıtıyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde Sırbistan, 180 ülke arasında 104'üncü sırada yer aldı. Bu, ülkenin endekste bugüne kadar gerilediği en düşük sıra oldu.
Aynı listede Türkiye Sırbistan'ın da altında, 163'üncü sırada bulunuyor.
Sırbistan'da birçok vatandaşın şimdi öfkeli ve sabırsız olması şaşırtıcı değil. Belgrad Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde medya sistemleri üzerine ders veren Aleksandra Krstiç, öncelikle ortamın sakinleşmesini beklediğini belirterek şu değerlendirmeyi yapıyor:
"Öncelikle tansiyonun düşmesini bekliyorum. Çünkü vatandaşların, gazetecilik yapmak yerine hükümetin propagandasını ve nefret söylemini yayan bu medya kuruluşlarına yönelik hoşnutsuzluğu çok büyük."
Krstiç, DW'ye yaptığı açıklamada medya kuruluşlarına yönelik saldırıların çözüm olmadığını vurguluyor:
"Bir medya kuruluşunu basarak hiçbir sorun çözülemez. Elektronik Medya Düzenleme Kurumu, yayın lisansının iptali için bir süreç başlatmalı. Tek yol bu."
Bu kurumun kadroları da Vuçiç ve SNS'nin iktidarda olduğu yıllarda hükümete sadık kişilerle doldurulmuştu. Yeni parlamentoyla birlikte bu durumun değişmesi bekleniyor.
İktidara yakın kanallara milyarlarca euro
Devlete ait telekomünikasyon şirketi, yıllar içinde iki milyar euronun üzerinde yatırım yaptı. Bu paranın bir bölümü küçük kablolu yayın işletmecilerinin satın alınmasına, bir bölümü geniş izleyici kitlelerine ulaşan spor etkinliklerinin yayın haklarına, bir bölümü de hükümete yakın onlarca televizyon kanalının doğrudan finanse edilmesine harcandı.
Kısa süre önce Euronews'in de sahibi olan Portekiz merkezli Alpac Capital fonu, Sırbistan'da hükümeti eleştiren son medya kuruluşlarından bazılarını satın aldı. Ardından yayın yönetmenleri görevden alındı ve gazetecilere, seçimlerden hemen önce eleştirilerinin dozunu düşürmeleri yönünde baskı yapıldı.
Ancak bu uygulamalar artık sona erebilir. Öğrencilerin oluşturduğu listenin seçim programında, devlete ait telekomünikasyon şirketinin "haber programları hazırlayan televizyon veya radyo kanallarının ya da internet haber portallarının sahibi olamayacağı" belirtiliyor. Ayrıca vatandaşlara haber ve bilgi sunan televizyon kanallarının bütün kablolu yayın işletmecileri üzerinden izlenebilmesi isteniyor.
Bağımsız haftalık Vreme gazetesinin Genel Müdürü ve medya yayıncılarını bir araya getiren büyük kuruluşlardan Sırbistan Medya Birliği'nin Başkanı Stevan Ristiç, beklentilerini şöyle dile getiriyor:
"Umudumuz, medyayı propaganda amacıyla kötüye kullananların ve bunun bedelini vatandaşların parasıyla ödeyenlerin hesap vermesi."
Ristiç, DW'ye yaptığı açıklamada medya sektöründe ayrıcalıkların sona ermesini de beklediklerini belirtiyor:
"Artık ayrıcalıklı medya kuruluşlarının bulunmamasını umuyoruz. Bu, medya ortamının temizlenmesini ve bağımsız medya kuruluşlarının nihayet serbest piyasada ayakta kalabilmesini sağlayacaktır. Reklamların iktidarın hoşuna giden medya kuruluşlarına yönlendirilmesi yerine, reklam gelirlerinin dürüst rekabet koşullarında kazanıldığı bir piyasadan söz ediyoruz. Kısacası, yasaların uygulanmasını istiyoruz."
DW

















