SAĞLIK
Giriş Tarihi : 08-10-2026 16:49

DSÖ: Avrupa'da gençlerin üçte ikisi çocukluk travması yaşadı

DSÖ: Avrupa'da gençlerin üçte ikisi çocukluk travması yaşadı

Avrupa'da çocukların üçte ikisi, 'sınıfa, iş hayatına ve ilişkilerine kadar taşınan' travmalar yaşadı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölge Ofisi'nin yeni raporuna göre, Avrupa'daki gençlerin üçte ikisinden fazlası aile içi şiddetten ebeveyn kaybına kadar çeşitli olumsuz çocukluk deneyimleri yaşadı. Bu deneyimlerin, yıllar sonra daha kötü ruh sağlığı ve yaşam kalitesiyle ilişkilendirildiği belirtildi. Genç yetişkinlerin beşte birinden fazlası ise çocukluk döneminde dört veya daha fazla olumsuz deneyim yaşadığını bildirdi.

DSÖ Avrupa Sağlık Sistemleri Direktörü Natasha Azzopardi-Muscat, "Bir çocuk şiddetin veya kriz içindeki bir ailenin olduğu bir ortamda büyüdüğünde, bunun yıllar sonra sınıfa, iş hayatına ve ilişkilerine yansımasına şaşırmamalıyız," dedi.

Azzopardi-Muscat, sorunun boyutunun çoğu zaman göz ardı edildiğini ve sonuçlarının insanların yaşamlarının birçok alanına yayıldığını belirtti.

"Bu yalnızca bir ruh sağlığı sorunu değil. Aynı zamanda sosyal ve ekonomik bir sorun ve yalnızca sağlık hizmetlerinin değil, tüm sektörlerin çözüm sürecine dahil olması gerekiyor," diye konuştu.

DSÖ’nün raporu, Kasım 2025 ile Ocak 2026 arasında Avrupa genelinde 18 ile 30 yaşları arasındaki 26 binden fazla genç yetişkini kapsayan bir anketi temel alıyor. Çalışma, çocukluk döneminde fiziksel, duygusal ya da cinsel istismar, fiziksel ihmal, hanede madde kullanımı, hanede ruhsal hastalık, ebeveyn ayrılığı veya ölümü ile aile içi şiddete tanıklık etme gibi dokuz tür olumsuzluğa maruz kalmayı ölçtü.

Liverpool John Moores Üniversitesi’nden ve çalışmanın akademik sorumlusu Mark Bellis, “Bulgular dikkat çekici ölçüde tutarlı. Olumsuz çocukluk deneyimleri, Avrupa genelinde genç yetişkinler arasında daha kötü sağlık, sosyal ve ekonomik sonuçların temelinde yer alıyor,” dedi.

 

En yaygın deneyimler, ebeveyn ayrılığı ya da ölümü, aile içi şiddete tanık olmak veya duygusal istismara uğramaktı.

Rapora göre, bu tür olumsuz deneyimlerin yol açabildiği erken çocukluk dönemindeki kronik strese maruz kalma, beyin gelişimini bozuyor, duygusal düzenleme becerilerini zayıflatıyor ve fizyolojik stres yanıt sistemlerini değiştiriyor.

Dört ya da daha fazla olumsuz deneyim bildiren genç yetişkinlerde, fiziksel ağrı veya rahatsızlık, çalışma ya da eğitim gibi günlük faaliyetlerde güçlük, hareket kısıtlılığı ve özbakım sorunları anlamlı ölçüde daha yaygındı.

Dört ya da daha fazla olumsuz deneyime maruz kaldığını belirtenlerin yüzde 76,3’ü, son bir yıl içinde profesyonel ruh sağlığı desteğine ihtiyaç duyduğunu hissettiğini söylerken; hiç olumsuz deneyim bildirmeyenlerde bu oran yüzde 36,7’de kaldı.

Ancak rapor, en fazla zararlı deneyime maruz kalan gençlerin, ihtiyaç duydukları ruh sağlığı desteğini alamadıklarını daha sık dile getirdiklerini de vurguladı.

Kısır döngüyü kırmak

Yazarlar, etkili önleme ve erken müdahale olmadığı sürece zararlı deneyimlerin kuşaklar boyunca tekrarlama eğiliminde olduğu uyarısında bulundu.

Çocuklukta olumsuzluk yaşayan yetişkinlerin, kendi çocuklarını mali sıkıntıların, aile içi şiddetin ve ebeveynlerin ruhsal sorunlarının damga vurduğu koşullarda büyütme riskinin daha yüksek olduğu belirtildi.

Bu çarpıcı tabloya rağmen, rapor daha fazla olumsuz deneyime maruz kalanların bile olumlu sonuçlar elde edebileceğini kaydetti.

Bellis’e göre iyi haber, olumsuz çocukluk deneyimlerinin hem önlenebilir hem de etkilerinin azaltılabilir olması.

“Karar vericilerin desteğiyle, daha güvenli ve daha destekleyici çocukluklara yapılacak yatırımlar, daha sağlıklı nüfuslar, daha güçlü toplumlar ve Avrupa için daha müreffeh bir gelecek sağlayacaktır,” diye ekledi.

euronews

AdminAdmin